Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 1999/5953 E. 1999/6202 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 1999/5953
- Karar No
- 1999/6202
- Karar Tarihi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 790.782.606 liranın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- T.C. Anayasasının 141. maddesinin son fıkrası davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" hususunun yargının belli başlı görevlerinde olduğunu emretmektedir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 77. maddesinde de, aynı hüküm öngörülmüştür. Mahkemece davanın çözümlenmesi için gerekli görülen belgelerin bulundukları yerlerden duruşmaya getirtilip incelenmesi mümkün iken, keşif kararı verilerek yerinde tetkik edilmesi mahkeme masraflarını artırıcı bir yargılama işlemidir ve giderek az önce değinilen Anayasa ve Usul Yasası maddeleri ile usul ekonomisi ilkelerine aykırı düştüğü açıktır. Öte yandan, kural olarak her mahkemenin yargı yetkisinin belli bir coğrafi bölge ile sınırlı olduğu, buna o mahkemenin "yargı çevresi" denildiği tartışmasızdır. Bundan başka, yargı çevresi sınırının "İdari Teşkilat" sınırlarına göre belirlendiği ise söz götürmez. Örneğin; Karadeniz Ereğlisi Asliye Mahkemesinin yargı çevresi bulunduğu ilçenin sınırları içinde kalan bölgedir. Somut olayda, keşif yapılan "Armutçuk Beldesinin Karadeniz Ereğlisi İlçesi hudutları içinde kaldığı açıktır. Hal böyle olunca, yargı çevresi dışında yargı yetkisinin kullanıldığı da ortadadır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Sonuç : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), davalı yararına takdir edilen 65.000.000 lira duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 28/09/1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.