Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2008/12517 E. 2008/16712 K.
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/12517
- Karar No
- 2008/16712
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ..., 14.12.2004 tarihli dilekçesiyle ... Köyü (Mahallesi) 1091 parsel sayılı taşınmazın yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalılar adına olan tapu kaydının iptalini ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve ... ... Vakfının tapulu taşınmazları yönünden ... Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir. Dava konusu ... Köyü 1091 sayılı parsel 1988 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, 603 m2 yüzölçümünde arsa niteliğiyle ... ... adına tesbit edilmiş, ... Yönetiminin tapuya dayalı olarak açtığı davasının feragat nedeniyle, ... Yörük ve arkadaşlarının davalarının ise dayandıkları tapu kaydının çekişmeli parseli kapsamadığının belirlendiği gerekçesiyle davalarının reddine, taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının belirlendiği gerekçesiyle katılan Hazinenin davasının kabulüne ve taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin Kadastro Mahkemesinin 23.12.1003 gün ve 1991/1446-1793 sayılı kararının kesinleşmesiyle Hazine adına tapuya tescil edilmiş, 2886 Sayılı Yasa hükümlerine göre ihale ile 22.05.2000 tarihinde ... ...’ya ..., onun tarafından da paylı olarak davalılara satılmıştır. -2- 2008/12517 - 16712 Dosya kapsamına ve yapılan uygulamada çekişmeli taşınmaz 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı, 1744 ve 3302 Sayılı Yasalarla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2 ve 2/B madde uygulamalarına konu edilmediği, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan ... komisyonunca 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve ... sahil şeridine kadar dayanan köy toplu ... arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile ... Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı ... çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece ... ... Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “...4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, mahkemenin kabulünün aksine dava konusu taşınmazın, orman rejimi dışına çıkarma işlemi iptal edilen (2) nolu poligon dışında bulunduğu, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada O tarihte fiilen orman olması nedeniyle kısmen orman olarak sınırlandırıldığı ancak 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleşen orman sahası içinde kaldığı anlaşılmaktadır. ... Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulmuş ve bu komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlemiş, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde ... tevzi işlemleri de yapılmamıştır. 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile "5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan ... tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği" kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü biçimde kurulmaması ve yine yasa ve yönetmeliğe uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemez. Somut olayda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmamaktadır. -3- 2008/12517 - 16712 H.G.K nun 28.05.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin ... olarak belirlenmesi tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. O yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabilir. Makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosu kesinleşir ve o taşınmaz hukuken orman niteliğini kazanır. Yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştirmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın 1942 yılı tahdidi içindeyken 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının belirlendiği gerekçesiyle Hazine adına tesciline ilişkin Kadastro Mahkemesinin 23.12.1993 gün ve 1991/1446-1793 sayılı kararı, tapu iptal tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşmiş orman kadastrosu iptal edilmediğinden Orman Yönetimini bağlamaz. Orman Yönetiminin taraf olmadığı, Hazinenin tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin mahkeme kararı karşısında, kesinleşen orman kadastrosu daha ... bir delil sayılır. Kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmaz hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir. Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan kesinleşen orman sınırı içinde bulunan yer hakkındaki tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.). Yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmaz (Prof.Dr.M.... Oğuzman, Prof.Dr.... Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141). Öte yandan, doğal ... ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak yoktur. Bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremez. (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün değildir. Özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesi sahibine mülkiyet ... kazandırmaz. H.G.K.'nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.'nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya güven ilkesi ve H.G.K. 20.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 sayılı kararlarında değinildiği gibi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanamayacağından, tapu kaydının iptali her zaman dava konusu edilebilir. Nitekim, yakın zamanlarda Dairece temyiz incelemesi yapılan (Dairenin 2008/3139 esasında) ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 2004/493-302 sayılı, (Dairenin 2008/3140 esasında) ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 günn ve 2004/495-304 sayılı, (Dairenin 2008/3850 esasında) ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 2004/494-303 sayılı, (Dairenin 2008/4413 esasında) ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 2004/508-305 sayılı, (Dairenin 2008/5804 Esasında) ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.12.2007 gün ve 2004/462-371 sayılı kararları ile, Hazine tarafından gerçek kişilere karşı dava konusu aynı mevkide yer alan bir kısım taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, tapu kaydının iptali ve tescili istemiyle açılan davaların reddine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğu halde, ... tarafından aynı taşınmazların kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı savıyla açılan davaların kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra 1976 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yeniden yapılan orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2. -4- 2008/12517 - 16712 madde uygulamasında durumunun değişmediği belirlenerek, yukarıda açıklanan hususlar ile 2886 Sayılı Devlet İhale Yasası hükümlerine göre aynı yasanın 45. maddesi gereğince satılmışsa da, aynı yasanın 74. maddesi ve bu maddeye göre çıkarılan Yönetmeliğin 58/A maddesine göre bu tür alanların satışının yasaklandığı, aslı hukuken orman olan taşınmazın satışının geçersiz olduğu, taşınmazın önceki durumunu bilen davalılar Medeni Yasanın 1023. maddesinden yararlanamayacağı gibi, aslı orman olan taşınmazlar için bu madde hükümlerini uygulama olanağı bulunmadığı, Davalı gerçek kişilerin 2886 Sayılı Yasanın 45. maddesi hükümlerine göre taşınmazı satın alırken ödediği bedeli bu satıştan sorumlu kişi ve kuruluşlardan talep etme hakkının bulunduğu hususları da gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre davalı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarını reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 27/11/2008 günü oybirliği ile karar verildi.