Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2007/9694 E. 2007/11881 K.
Konu: Tapu İptali Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2007/9694
- Karar No
- 2007/11881
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Gerçek kişi 30.10.2000 tarihli dilekçeleriyle, ... Köyü 665, 1415 ve 1487 parsel sayılı taşınmazların, 1952 yılında makiye ayrılmakla ormanla olan ilişkisinin kesildiği, yeniden Orman sınırları içinde aplike edilip, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasının yasal dayanağı bulunmadığı, 1960 yılında imar ve ihya edildiği ve o tarihten sonra ... alanı olarak zilyet edildiği, kadastro tesbit tarihinden önce yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla, Hazine adına oluşturulan tapu kayıtlarının iptalini adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescile ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde ilk orman kadastrosu 1946 yılında yapılıp kesinleşmiştir. Daha sonra, 1980 yılında yapılıp, 06.04.1981 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1990 yılında yapılıp, 25.02.1991 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması dava tarihinden önce kesinleşmiştir. ... Köyüne 1988 yılında yapılan kullanım kadastrosunda 665, 1415 ve 1487 parsel sayılı sırasıyla 1765 m2, 7656 m2 ve 2900 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmazlar ile ham ... ve çalılık niteliğiyle, 1963 ila 1970 yılında yapılan ve 16.09.1972 ila 16.10.1972 tarihleri arasında ilan edilen kadastroda, 1946 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki devlet ormanı olması nedeniyle 766 sayılı yasanın 2. maddesi gereğince tesbit ve tescil harici bırakıldığı, 1983 yılında yapılan ve kesinleşen işlemde 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 310 parsel sayısı ile Hazine adına tescil edildiğinden söz edilerek, Hazine adına tesbit edilmiştir. Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, 3116 Sayılı Yasaya hükümlerine göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu 1487 sayılı parselin tamamının ve 665 sayılı parselin krokisinde (B) ile gösterilen 994 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman sınırları içinde, 1415 sayılı parselin tamamının ve 665 sayılı parselin ise ... bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümünün orman sınırları dışında bırakıldığı; 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uymadan çalışma yapan ... tefrik komisyonunca, ... makisi olarak ayrıldığı, 1981 yılında Orman Yönetimi tarafından, makiye ayırma işlemine değer verilmeyip, 1487 sayılı parselin tamamının ve 665 sayılı parselin krokisinde (B) ile gösterilen 994 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı belirlenmiştir. ... Köyünde, 1952 yılında çalışma yapan makiye ayırma komisyonu, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, ayrıca bu komisyonun, yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı çalıştığı, zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği, yasaya aykırı kurulan komisyon tarafından yasaya aykırı olarak makiye ayrılan yerler için ... tevzi işlemleri de yapılmadığı, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile "5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan ... tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği" kabul edilip, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulmuş tapu kaydının bulunmaması, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü gibi kurulmaması ve yasaya uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemeyeceği, 1946 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile belirlenen orman sınırlarını değiştirmeye hiç bir merci ve makamın yetkili olmadığı, Makiye ayırma komisyonlarına da yasa ve yönetmelikte hiçbir şekilde böyle bir yetki verilmediğinden, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak makiye ayrılan taşınmazların, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği 1981 yılına kadar hukuken orman olduğunun kabul edilmesinin zorunlu olduğu, makiye ayırma çalışmalarının Orman İdaresinin bir iç işi olduğu, orman rejimi yada orman sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı, yapılan işlemin her zaman iptal edilebileceği, ya da yeniden yapılacak bir orman kadastro çalışmasında makiye ayrılan yerlerin orman kadastro sınırı içine alınabileceği, makiye ayrılmakla birlikte o taşınmazın hukuken orman olmaya ve kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği, çünkü, "orman niteliğini kaybetme nedeniyle orman rejimi dışına çıkarma" kavramının 1961 Anayasasının 131. Maddesinin, 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmesinden sonra hukukumuzda yer aldığı ve Anayasanın bu maddesinin değiştirilmesinden sonra 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi değiştirilerek “bilim ve ... bakımından orman niteliğini yitirme” nedeniyle orman rejimi dışına çıkartma işleminin orman kadastro komisyonları tarafından yapılmaya başlanıldığı ve kesinleşen orman sınırları içinde iken makiye ayrılan yerlerin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek somut olayda olduğu gibi 2. madde uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkartıldığı, makiye ayırma işlemlerine değer verilmediği, 20. Hukuk Dairesinin Y.K.D. Aralık 2001 sayısında yayınlanan 10/05/2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı kararını direnme yoluyla inceleyen ve 20.Hukuk Dairesinin kararında belirtilen ilkeleri aynen ve oybirliği ile benimseyen, Hukuk Genel Kurulunun 03/07/2002 gün ve 2002/20- 558- 588 sayılı kararı ve 20. Hukuk Dairesinin bir çok kararları ile 1. Hukuk Dairesinin 27/06/2000 gün 6766/8652 ve 02/04/2001 gün ve 2670/3847 ve 14/05/2001 gün ve 5062/5949 sayılı kararlarında makiye ayırma çalışmalarının idare tarafından her zaman iptal edilebileceği ve makiye ayrılan yerin halen orman sınırı içinde kalmaya devam ettiğinin kabul edildiği, Orman Yönetimi de, ... Yönetmeliği ve ... Talimatnamesindeki hükümleri bu şekilde anlayıp yorumlayarak, uygulamalarını da buna göre yürüttüğü, yerleşik Yargıtay kararlarıyla yönetimin bu uygulamalarının doğru bulunduğu, 6831 Sayılı Yasanın değişik 2 ve 2/B madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 Sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak bulunmadığı, bir an için makiye ayırma işlemine değer verilse dahi, makiye ayırma işleminden arazi kadastrosunda tapulama dışı bırakıldığı 1963 yılına ve bu tarihten 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı tarihe ve daha sonra 1988 yılında Hazine adına 310 parsel sayısıyla tescil edildiği tarihe ve dava tarihine kadar hiçbir zaman 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişinin tüm temyiz itirazların reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının ... eden gerçek kişiye yükletilmesine 04/10/2007 günü oybirliği ile karar verildi.