Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2007/8537 E. 2007/12510 K. – Tescil
Konu: Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2007/8537
- Karar No
- 2007/12510
- Karar Tarihi
- Konu
- Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 27.10.2004 gün ve 2004/5246-11177 sayılı bozma kararında özetle: (Çekişmeli taşınmazın, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içindeyken, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı konusunun tartışmasız olduğu, bu yerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılıp kazanılamayacağı yönünde uyuşmazlık bulunduğu, Orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği 1942 tarihinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesi hükmüne göre “tahdidi yapılmış ve kesinleşmiş ormanlar Hazine adına tescil olunacağı, bu yasayı yürürlükten kaldıran ve 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe konulan 6831 Sayılı Orman Yasasının 11. maddesinin 4. fıkrasının da “kadastrosu yapılıp kesinleşen devlete ait ormanlar tapu dairelerince hiçbir harç, vergi ve resim alınmaksızın Hazine adına tapuya tescil olunur” hükmünü taşıdığı, bu yerde orman kadastrosu 1942 yılında kesinleşmiş olduğuna göre, yasanın emredici hükmü gereğince, Dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tescil edilmiş olması gerekeceği, tapulu devlet ormanının bir bölümünün, 6831 Sayılı Yasanın 2. yada 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması halinde, yerin yine Hazinenin tapulu taşınmazı olmaya devam edeceği, bu konunun 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı gerekçesinin 19. paragrafında aynen (... komisyonlarının görevi orman sayılmayan makilik alanları belirlemekten ibarettir. Orman sayılmayan makiliklerin tesbiti ... orman tanımına göre tapu sicilinde düzeltme yapılması niteliğindedir. Bu düzeltme sonucu “orman niteliği ile Hazine adına tescil” edilen taşınmaz orman sayılmayan makilik alan olarak tesbit edilmekle, “özel mülk olarak Hazine adına tapuya tescil” edilecek, taşınmazın sadece tapudaki niteliği değişecektir. Böylece tesbit işlemi ile Hazine adına tapulu olan TAŞINMAZ TAPUSUZ HALE DÖNÜŞMEYECEKTİR.) şeklindeki cümlelerle ifade edildiği, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. ve 2896 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin, yine orman niteliği değişmiş olarak Hazine adına tapulu olmaya devam edeceğinden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacağı, kesinleşen orman kadastrosunun, Yasanın emredici hükmüne rağmen, görevli memurların ihmali yada başka herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmemiş olsa bile; orman kadastrosunun kesinleşmesi ile taşınmazın orman niteliğiyle mülkiyet hakkının Hazineye geçeceği, kesinleşen orman kadastrosunun sonradan tapuya tescil edilmesinin mülkiyet hakkının doğumu için gerekli olmadığı, tescil işlemi, kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğundan durumun yine değişmeyeceği, 6831 Sayılı Yasanın değişik 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2 ve 2896, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilebilecek hali yerlerden farklı olduğu, nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan bu yerlerin, Anayasanın 170. maddesi ve 2924 sayılı yasa ile belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi için Orman Bakanlığının emrine geçeceği, Hazinenin dahi diğer özel taşınmazlarında olduğu gibi bu yerlere serbestçe tasarruf edemeyeceği, 2924 sayılı Yasa'nın 3763 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasında yer alan iptali istenen düzenleme ile, orman niteliğini yitiren yerleri kullanan kimselere orman köylüsü olup olmadıkları gözetilmeden arazi verilmesi ve bu yerlerin takdir edilecek rayiç bedel üzerinden kullanan kişilere satışının öngörüldüğü, Orman köylüsü olup olmadığına bakılmaksızın bu yerlerin kullanan kişilere satışının yapılmasını sağlayan bu düzenlemenin Anayasa'nın 170. maddesine aykırı olduğu” gerekçede açıklanarak Anayasa Mahkemesinin 30.03.1993 gün ve 1992/48-14 sayılı kararıyla İPTAL edildiği, Anayasa Mahkemesinin, 28.11.2002 günlü Resmi Gazetede Yayınlanan, 27.9.1995 gün ve 1995/13-51 sayılı kararıyla da, 24.2.1984 günlü, 2981 sayılı "İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Yasanın Geçici 2. maddesinin 22.5.1986 günlü, 3290 sayılı Yasa'nın 14. maddesiyle değiştirilen (e) bendinin, benzer gerekçelerle Anayasa'nın 169. ve 170. maddelerine aykırı olduğu açıklanarak İPTAL edildiği, orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazların, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki diğer hali yerler farklı statüdeki taşınmazlar olduğu, Orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin bedeli karşılığında satılmasını öngören yasalar dahi Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasada gösterilen amaç dışında tasarruf edilemeyeceği gerekçesiyle iptal edildiği, Anayasa Mahkemesi kararlarında açıklandığı gibi, bedeli karşılığında bile Devlete satma yetkisi tanınmayan taşınmazların diğer hali yerler gibi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinilmesi düşünülemeyeceği, diğer taraftan; 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/2. maddesi hükmüne göre “Yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar tapuda kayıtlı olsun olmasın zilyetlikle kazanılama...” yacağı, Yasanın bu maddesinde “yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz malların” hangi malları kapsadığı sayılmamışsa da, yukarıda anlatıldığı gibi gerek Yasal Düzenlemeler gerekse Yargı Kararları gözetildiğinde, 1744sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi ve 2896, 3302 ve 3373 sayılı Yasalar ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yerler ile geçerli bir işlemle makiye ayrılan yerlerin de 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi anlamında “yasalar uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar” olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceğinin kabul edilmesi ve açıklanan hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi ) gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Beldesinde dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında yapılıp, 1980 yılında kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1954 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, davacılar vekilinin, kararın esasına ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince davalı yönetimler ve Belediye mecburi dava arkadaşı olduğundan ve aleyhlerindeki dava aynı nedene dayandığından, yararlarına tek bir vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, “3.680.00 ... YTL” denmek suretiyle ayrı ayrı avukatlık ücretine karar verilmesi doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında dördüncü paragrafının ikinci ve üçüncü satırında yer alan “A.A.Ü.T. uyarınca 3.680.00 ... YTL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine” cümlesi kaldırılarak; bunun yerine, “A.A.Ü.T. uyarınca 3.680.00 YTL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalılara paylaştırılarak verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 18/10/2007günü oybirliğiyle karar verildi.