Yargıtay · 20. Hukuk Dairesi
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2007/7538 E. 2007/11882 K.
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2007/7538
- Karar No
- 2007/11882
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı gerçek kişiler, 25.07.2003 tarihli dava dilekçeleriyle ... Köyü 842 sayılı parselin tapuda Hazine adına kayıtlı olduğunu, Kadastro Mahkemesinin 1988/798-1994/2683 sayılı kararıyla, Mart 1290 tarih ve 84 sıra numaralı tapu kaydının, dava dışı aynı köy 273 parsel sayılı taşınmazın yanı sıra çekişmeli 842 sayılı parseli de kapsadığının hükmen sabit olduğunu, taşınmazın 1/3 ... pay ile adlarına tapuya tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, eski tarihli tapuya dayalı, tapu iptal ve tescile ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit ve dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24.05.1980 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 23.12.1988 tarihinde ilanı yapılan ve kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B uygulaması da vardır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Köyünde genel kadastro 1966 yılında yapılıp kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz bu işlemde, 1947 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olduğu için tapulama dışı bırakılmıştır. Daha sonra 28.07.1993 tarihinde ihdasen çalılık ve taşlık niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt edilmiştir. Kesinleşmiş orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulamasına ilişkin tutunak ve haritalar ile kesinleşmiş mahkeme kararı ve eki olan haritaların uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve Harita mühendisi bilirkişi raporuyla çekişmeşi taşınmazın 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken 1976 yılında yapılıp, 1977 yılında kesinleşen 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1966 yılındaki genel kadastroda, 1947 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olduğu için tapulama dışı bırakıldığı, 28.07.1993 tarihinde ihdasen taşlık ve çalılık niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edildiği, taşınmazın ... vakfına ait Ağustos 1936 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, dolayısıyla Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Başkanı tarafından Hakem sıfatıyla görülen 09.04.1973 gün ve 1974/40-48 sayılı kararı kapsamında kaldığı, taşınmaz üzerinde yoğun gecekondulaşma bulunduğu, davacıların tutunduğu tapu kaydının genel kadastroda revizyon görmediği ancak, Kadastro Mahkemesinin 06.10.1994 gün ve 1988/798-2683 sayılı, davacısı ... Demirkıran, ... demirkıran ve ... Demirkıran, davalısı ... Yönetimi olan kararıyla, Mart 1290 tarih ve 84 numaralı bu tapu kaydının, ... köyü 273 sayılı parseli kapsadığının belirlendiği saptanmış, taşınmazın 1952 yılında makiye ayrılan yerlerden olup olmadığı araştırılmamıştır. Her şeyden önce, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Başkanı tarafından Hakem sıfatıyla görülen 09.04.1973 gün ve 1974/40-48 sayılı kararıyla sonuçlandırıldığı, bu dosyada Ağustos 1936 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan ve ... elemanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 28.05.1970 tarihli krokide gösterilen taşınmaza, Orman Yönetiminin el atmasının önlenmesine karar verilmişse de, Hakem kararına ilişkin dava dosyası yada kesinleştirme şerhli onaylı örneği ve eki ... elemanı bilirkişi krokisi bulunamadığı, Hakem kararının kesinleşip kesinleşmediğinin anlaşılamadığı gibi, hakem tarafından 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu tümden iptal edilmemiş,sadece ... ... vakfına ait Ağustos 1936 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan bölümler için iptal edilmiştir. davacı taraf vakfa ait Ağustos 1936 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydına tutunmamaktadır. Bu nedenle bu hakem kararından yararlanmaları söz konusu olamaz. Davacı tarafın tutunduğu Mart 1290 tarih ve 84 sıra numaralı tapu kaydı 30 dönüm yüzölçümünde olup, orman sınırları içinde kalan Çakürlü ... ve... sınırları itibariyle değişebilir nitelikte sınırlar içerdiğinden, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince kapsamının yüzölçümüne göre saptanması gerekir, Kadastro Mahkemesinin 06.10.1994 gün ve 1988/798-2683 sayılı kararıyla, bu tapu kaydının ... köyü 273 sayılı 48000 m2 yüzölçümündeki taşınmazı kapsadığı belirlenip, davacı tarafın bu saptamaya bir itirazları olmadığına, başka deyişle, dayanılan tapu kaydı miktarından çok fazlaya dava dışı 273 sayılı parsele uygulandığına göre, tapu kaydının çekişmeli parseli kapsadığı söylenemez. Kaldı ki sözü edilen Kadastro Mahkemesi kararı Orman Yönetimi ve Hazine yönünden kesin hüküm oluşturmaz. Çekişmeli taşınmaz tapu kaydının yüzölçümü ile geçerli kapsamında kabul edilemeyeceğinden, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince çekişmeli yer tapu sahibi adına değil Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Mahkemece çekişmeli taşınmazın 1952 yılında yapıldığı anlaşılan makiye ayırma işleminde makiye ayrılıp ayrılmadığı yöntemince belirlenmemişse de, bir an için çekişmeli taşınmazın makiye ayrıldığı kabul edilse dahi, yörede 1952 yılında çalışan I numaralı makiye ayırma komisyonu, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, ayrıca bu komisyonun, yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı çalıştığı, zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği, yasaya aykırı kurulan komisyon tarafından yasaya aykırı olarak makiye ayrılan yerler için ... tevzi işlemleri de yapılmadığı, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile "5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan ... tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği" kabul edilip, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulmuş tapu kaydının bulunmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak makiye ayrılan taşınmazların, 6831 sayılı yasanın 2. maddesi uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği 1977 yılına kadar hukuken orman olduğunun kabul edilmesinin zorunlu olduğu, 5653 Sayılı Yasanın 4. maddesindeki “Bu yasa yayımı tarihinde yürürlüğe girer” hükmü gereğince, yasanın geriye yürümeyeceği, bu nedenle 5653 Sayılı Yasa ile değiştirilen 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesinin de, yasanın yürürlük tarihinden sonra yapılacak orman kadastro işlemlerinde uygulanması gerekeceği, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosu yapılan ve kesinleşen ormanların tümünün, tahdit tutanakları ile birlikte 1/10.000 ölçeği ile düzenlenen haritaları bulunduğu halde, yönetmeliğin hiç bir maddesinde ... komisyonlarının belirleyeceği makilik sahaların, orman kadastro (tahdit) haritaları üzerinde gösterileceği konusunda hiçbir hüküm bulunmadığı, bu yerlerin askeri haritalar üzerinde gösterileceğinin belirtildiği, 5653 Sayılı Yasanın yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükmü ile yönetmeliğin yukarıda yazılı hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinde, ... belirleme komisyonlarının orman kadastrosu (tahdidi) yapılmamış yerlerde çalışacağının açıkça anlaşıldığı, Anayasa Mahkemesinin 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesinin iptali konusunda verdiği 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13 ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararlarında ve bir çok ilgili Yargıtay Daire Kararları ve H.G.K. kararlarında açıklandığı gibi, kesinleşen orman kadastro sınırları içindeki yerler için genel kadastro yoluyla yada ihdasen oluşturulan tapu kayıtlarının hukuki değerinin bulunmadığı, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının yasal değerini yitireceği, (HG.K. 1978/778 Sayılı kararı, Y.K.D’nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan H.G.K.’nun 27.02.2002 gün ve 2002/1-19-97 sayılı kararı) doğal olarak böyle bir yerde zilyetliğe değer verilmesinin de düşünülemeyeceği, gerek 3116 Sayılı ve gerekse 5653 Sayılı Yasada ve bu yasa gereğince çıkartıldığı kabul edilen yönetmelikte, makiye ayırma işleminin orman rejimi dışına çıkarma işlemi, ya da kesinleşen orman sınırını daraltma ve değiştirme işlemi olduğu veya olacağı konusunda da hiç bir hüküm bulunmadığı, kesinleşen orman sınırı içinde kalan yerlerin niteliği ister tapulu tarla olsun, ister makilik olsun, isterse orman içi boşluk, çayırlık olsun, o taşınmaz, 1961 Anayasasının 131/2 ve 1982 Anayasasının 169/2. Maddesindeki "Devlet Ormanları zamanaşımı ile mülk edinilemez" hükmü gereği ve orman mülkiyet hukuku ve orman ceza hukuku yönünden orman sayılan yer olduğu, kesinleşen orman kadastrosunun, 3116 Sayılı Yasanın 13 veya 6831 Sayılı Yasanın 11/4. maddesinin emredici hükmü gereğince tapuya tescil edilip edilmediğine bakmadan [Medeni Yasanın 715 (E.641) Maddesi hükmüne göre "...yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tarrufu altındadır.... yararı kamuya ait ... yerler , kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiç bir şekilde özel mülkiyete konu olamaz" ve yine 999 (E.912) Maddesi gereğince “Özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir ayni hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz” kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalan taşınmaz parçası hukuken kamu malı orman sayılan yer olduğu ve tapu kütüğüne tescil edilmemiş olması taşınmazın hukuken orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kayıtları yasal değerini yitireceğinden] sadece orman kadastro harita ve tutanakları uygulanıp, o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının tesbit edileceği, H.G.K.'nun 1998/903 Sayılı kararında açıklandığı gibi orman sınırlaması kesinleşen yerlerde bir yerin orman sayılan yer olup olmadığının sınırlama harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirleneceği, makiye ayrılmakla o yerin orman kadastro sınırları dışına çıkartılmış kabul edilmeyeceği, bu güne kadar Ceza mahkemelerinin ve Yargıtay'ın uygulamasının bu şekilde olduğu, 5653 Sayılı Yasanın, 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Orman Yasasının 117. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, 5653 Sayılı Yasanın 1/e maddesine paralel nitelikte hüküm getiren, 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi uyarınca, Orman Genel Müdürlüğünün 24.12.1959 ve şb 2.2802-1 sayılı teklifi ve Bakanlık makamının 24.12.1965 günlü oluru ile yürürlüğe giren Funda ve Makilik Sahaların Tespitine Ait Talimatnameyle, 17.08.1950 tarih ve 2.Şb 9857-203 sayılı tamimle yayınlanan ... Yönetmeliğinin yürürlükten kaldırdığı, buna rağmen ... Yönetmeliği dayanak gösterilerek 24.12.1965 tarihine kadar ve yine bu tarihten sonra da ... Talimatnamesi dayanak gösterilerek makiye ayırma çalışmalarının yapıldığı, 3116 sayılı yasanın 7. maddesi orman kadastro komisyonlarının yaptıkları orman kadastro işlemlerinin, 6831 sayılı yasanın 11. maddesinde orman kadastrosu ve orman rejimi dışına çıkarma (2/B) işlemleri sonuçlarının ilan edileceğini ve itiraz süresi içinde itiraz edilmez ve dava açılmaz ise işlemlerin kesinleşeceğini bildiriliği, yasalar ile bu konuda çıkartılan yönetmeliklerde de ilan süresi ile nerede? Ne kadar ? süre ile yapılacağı, ilandan sonra kimler tarafından nasıl itiraz edileceği, itirazın nasıl inceleneceği, davanın kimler tarafından hangi mahkemeye açılacağı konularının ayrıntılarıyla düzenlendiği, 2613, 5602, 766 ve 3402 sayılı kadastro yasaları ve bu yasalar gereği çıkartılan yönetmeliklerde de, bu konularda açıklayıcı ve emredici, hükümler bulunduğu halde, Gerek 08.09.1956 tarihinden önce ve gerekse bu tarihten sonra yapılan makiye ayırma çalışmalarının hiçbiri ilan edilmemiş olduğu gibi yasa, yönetmelik ve talimatnamede, yapılan çalışmanın yerindeliğinin, hangi makam tarafından incelenip denetleneceği ve onanacağı konularında da hiçbir hüküm bulunmadığından makiye ayırma çalışmalarının Orman İdaresinin bir iç işi olduğu, orman rejimi yada orman sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı, yapılan işlemin her zaman iptal edilebileceği, ya da yeniden yapılacak bir orman kadastro çalışmasında makiye ayrılan yerlerin orman kadastro sınırı içine alınabileceği, makiye ayrılmakla birlikte o taşınmazın hukuken orman olmaya ve kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği, çünkü, "orman niteliğini kaybetme nedeniyle orman rejimi dışına çıkarma" kavramının 1961 Anayasasının 131. Maddesinin, 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmesinden sonra hukukumuzda yer aldığı ve Anayasanın bu maddesinin değiştirilmesinden sonra 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi değiştirilerek “bilim ve ... bakımından orman niteliğini yitirme” nedeniyle orman rejimi dışına çıkartma işleminin orman kadastro komisyonları tarafından yapılmaya başlanıldığı ve kesinleşen orman sınırları içinde iken makiye ayrılan yerlerin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek somut olayda olduğu gibi 2/B madde uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkartıldığı, makiye ayırma işlemlerine değer verilmediği, 20. Hukuk Dairesinin Y.K.D. Aralık 2001 sayısında yayınlanan 10/05/2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı kararını direnme yoluyla inceleyen ve 20.Hukuk Dairesinin kararında belirtilen ilkeleri aynen ve oybirliği ile benimseyen, Hukuk Genel Kurulunun 03/07/2002 gün ve 2002/20- 558- 588 sayılı kararı ve 20. Hukuk Dairesinin bir çok kararları ile 1. Hukuk Dairesinin 27/06/2000 gün 6766/8652 ve 02/04/2001 gün ve 2670/3847 ve 14/05/2001 gün ve 5062/5949 sayılı kararlarında makiye ayırma çalışmalarının idare tarafından her zaman iptal edilebileceği ve makiye ayrılan yerin halen orman sınırı içinde kalmaya devam ettiğinin kabul edildiği, Orman Yönetimi de, ... Yönetmeliği ve ... Talimatnamesindeki hükümleri bu şekilde anlayıp yorumlayarak, uygulamalarını da buna göre yürüttüğü, yerleşik Yargıtay kararlarıyla yönetimin bu uygulamalarının doğru bulunduğu gözetildiğinde, çekişmeli taşınmaz makiye ayrılan yerlerden bile olsa, bu işleme değer verilemez. 6831 Sayılı Yasanın değişik 2 ve 2/B madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 Sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle, aynı yasanın 18. maddesi hükmü karşısında, orman rejimi dışına çıkarma işlemi Hazine adına yapılacağından, 2896 ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak yoktur. Açıklanan hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı gerçek kişilerin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 04/10/2007 günü oybirliği ile karar verildi.