Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/635 E. 2025/7795 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/635
Karar No
2025/7795
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1738 E., 2024/1387 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 6. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/101 E., 2022/513 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından davanın reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı erkek vekilince 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 162 nci maddesinde düzenlenen özel boşanma sebebine dayalı açılan boşanma davasının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı kanun'un 162 nci maddesi uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velayetlerinin davalı anneye bırakılarak çocuklar yararına tedbir ve iştirak nafakası ödenmesine karar verilmiştir. Kararın davalı kadın vekilince davanın kabulü yönünden istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince; açılan davada 4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi koşullarının gerçekleşmediğinden bahisle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmiştir.

4721 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi "Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir." hükmüne amirdir. Kanunda özel ve mutlak boşanma sebebi olarak yer alan bu düzenlemede kanun koyucu aynı madde içinde üç farklı sebebi de mutlak boşanma nedeni olarak kabul etmiştir. Bu maddede yer alan üç farklı durumun birlikte olması gerekmez. Mutlak boşanma sebebi olduğu için maddede yer alan ve dayanılan vakıanın ispatlanması boşanma kararı verilmesi için yeterli ve gerekli olup başkaca bir dava bulunmadığından davacı eşin kusur incelemesi yapılmaz. Maddede düzenlenen “onur kırıcı davranış"; tarafların sosyal, kültürel ve kişisel özellikleri dikkate alınarak namus ve şeref değerlerine yönelik ağır nitelikteki hareketler olarak değerlendirilmelidir. Böyle bir davranışın varlığının tespitinde takdir yetkisi hakimdedir.

Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime aittir. Davacı erkek vekili dava dilekçesinde; davalı kadının davacı erkeğe toplum içinde ağır küfürler ettiğini, son olayda ise davalı kadının, davacı erkeğin kardeşi ve aile dostlarının bulunduğu ortamda ortak çocukları ..’e hitaben "Baban seni taciz ediyor mu, özel bölgelerine dokunuyor mu, özel bölgelerini öpüyor mu?" şeklinde sorular yönelttiğini, bu söylemler nedeniyle davacının derin üzüntü ve kedere kapıldığını, davalı kadının aynı soruları diğer ortak çocuk .. hakkında da dile getirdiğini iddia etmiştir. Davalı kadın davaya süresinde cevap dilekçesi sunmamış olup, bu durumda iddiaları reddettiği kabul edilmiştir.

Davanın ispat yükü davacı erkektedir. Davacı tarafça tanık deliline dayanılmış, bildirilen tanıklar usulüne uygun şekilde Mahkemece dinlenmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarından davalı kadının davacının iş yerine giderek "şerefsiz, piç, orospu çocuğu" şeklinde söylemlerde bulunduğu; yine 2020 yılı Kasım/Aralık aylarında tarafların evlerinde bulundukları sırada davalı kadının ortak çocuğa hitaben "baban seni elliyor mu kızım?" dediği, tanığın bu sözler üzerine ortamda duramadığını ifade ettiği görülmektedir. Dosyaya yansıyan tanık ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davalı kadının davacı erkeğe yönelik toplum içinde sarf ettiği ağır küfürlerin, sıradan bir tartışma sınırını aşacak şekilde kişinin şeref ve saygınlığına doğrudan saldırı niteliği taşıdığı; ayrıca hiçbir kanıta dayanmayan ithamlarla davacı erkeğin ortak çocuklar ve tanıdıklar nezdinde itibarsızlaştırılmasına yönelik kasıtlı bir davranış biçimi sergilediği anlaşılmaktadır. Bu fiillerin ağırlığı, yöneldiği kişi ve gerçekleşme koşulları birlikte değerlendirildiğinde somut olayda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 162 nci maddesi kapsamında onur kırıcı davranışın varlığı açık, belirgin ve tereddüte yer bırakmayacak derecede sabittir. Hal böyle iken, davanın 4721 sayılı Kanun’un 162 nci maddesi uyarınca onur kırıcı davranış hukuki sebebine dayalı olarak kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/635, K. 2025/7795, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-635-e-2025-7795-k-a6fed90a4f4c