Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/5874 E. 2025/10388 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5874
- Karar No
- 2025/10388
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2024/485 E., 2025/258 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, erkeğin davasının kabulü, tazminatlar, yoksulluk nafakasının reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesine göre, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararı sonrasında yerel mahkeme “uyma veya direnme” konusunda karar verir. Uyma kararı “ara karar” niteliğinde değildir ve dönülemez. Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozma kararında gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bozma nedenidir. Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hâle sokulmuş demektir. Bozma kararına uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır. Daha sonra bu uyma kararından dönerek direnme kararı veremez; bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak ya da gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır. Bu uyma kararı ile bir “usuli kazanılmış hak” doğar; usuli kazanılmış hak mahkeme için bağlayıcıdır. Mahkeme, bozmaya uyarak sadece “biçimsel” bir uyma kararı vermekle kalmamalı, bozma kararında verilen esaslara göre yeniden yargılama yaparak “eylemli uyma” ile hüküm kurmalıdır. Bu eylemli uyma sonucu kurulan yeni hüküm, direnme kararı ile verilen hükümden farklıdır ve Yargıtay denetimine de uygun olmalıdır.
Somut olayda; taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince erkeğin kadına fiziksel şiddeti, kadının da zina eylemi nedeniyle kusurlu olduğu ve tarafların eşit kusurlu oldukları belirtilerek davacı- karşı davalı kadının davasının evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak ve davalı- karşı davacı erkeğin davasının zina nedenine dayalı olarak kabulü ile boşanmalarına karar verilmiş, Dairemizce erkeğin fiziksel şiddet eyleminin kadının sadakatsiz eylemi ortaya çıktıktan sonra gerçekleştiğinden bahisle kadının ağır kusurlu olduğu belirtilerek, kusur derecelendirmesi, erkek yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi, kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği gerekçesi ile bu yönlerden hükmün bozulmasına, kadının ve erkeğin davasının kabulü yönlerinden hükmün onanmasına karar verilmiş olup bozma sonrasında İlk Derece Mahkemesi tarafından Dairemizin bozma kararına eylemli olarak uyulmuş olduğuna göre, bozma kararında ortaya konan hukuki ve usulî esaslara uygun yeni bir hüküm tesis edilmesi gerekmektedir. Dairemizin 14.03.2024 tarihli ilamı ile Mahkemece davalı karşı davacı erkeğe yüklenen fiziksel şiddet kusuru ile davacı- karşı davalı kadının boşanma davasının kabulüne yönelik kısım onanarak kesinleşmiş olduğu halde yeni kurulan hükümde kadının davasının reddine karar verilmiştir. O halde; Dairemizin 14.03.2024 tarihli ilamı ile onanan yönlerden kesin hüküm oluşmuş olup bu yönlerden yeniden hüküm kurulması mümkün değildir. Mahkemece onanarak kesinleşen yönlere ve bozmaya uyulmak suretiyle taraf lehine oluşan usuli kazanılmış haklara dikkat edilmeden bozma kararına aykırı şekilde davalı- karşı davacı erkeğin kusursuz olduğu belirtilerek, davacı- karşı davalı kadının boşanma davasının reddine kararı verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması gerekli hale geldiğinden diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.