Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/5113 E. 2025/11666 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5113
- Karar No
- 2025/11666
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/991 E., 2025/679 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/302 E., 2024/226 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi ve lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı- karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince davacı erkeğin kadına yönelik hafif yaralama eylemi sabit olsa dahi, olayın meydana geliş biçimi itibariyle erkeğin, kadının gitmesine engel olmaya çalışırken yaraladığı, davalı- karşı davacı kadının erkeğin ailesine yönelik olumsuz tavırları ve soğuk davranışlar göstererek huzursuzluk çıkardığı, erkeğin yeğeninin kolunu bükmek suretiyle şiddet uyguladığı, yaşanan olay sonrası erkeğe ve ailesine çok sayıda beddua içeren mesaj gönderdiği böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda kadının erkeğe oranla kusurunun fazla olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş, kararın davalı- karşı davacı kadın vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, kadına yüklenen ''erkeğin yeğeninin kolunu bükmek suretiyle şiddet uyguladığı'' kusuru kabul edilmiş ise de davacı- karşı davalı erkeğin bu yönde iddiasının bulunmadığı, bu vakıaya dayanmadığından hükme esas alınmayacağı, kadına bu vakıa nedeniyle kusur yüklenemeyeceği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davalı- karşı davacı kadına yüklenen bu kusurun gerekçeden çıkarılması gerektiği, yine erkeğe yönelik "davacı erkeğin kadına yönelik hafif yaralama eylemi sabit olsa dahi, olayın meydana geliş biçimi itibariyle erkeğin, kadının gitmesine engel olmaya çalışırken yaraladığı" kabul edilmiş ise de Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2023 tarih ve 2022/6 41... /637 Karar sayılı ilamında "...suç tarihinde tartıştıkları, sanığın katılan gitmek isteyince koluna, bacaklarına, sırtına ve omzuna yumrukla vurarak, saçını çekerek hayati tehlike geçirmeyecek, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı..." şeklinde kabul edildiği, buna göre erkeğin, kadına gitmesine engel olmak için müdahalede bulunurken hafif yaraladığı kabul edilmiş ise de ceza davasındaki kabul şekline göre müdahale sınırını aşacak şekilde kadını yaraladığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince kabul edilen erkeğin kadına yönelik fiziksel şiddet uyguladığına ilişkin eyleminin bu şekilde düzeltilmesi gerektiği, gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek kusura ilişkin gerekçenin düzeltilmesine karar verilmiş, bu karara karşı kadın vekilince temyiz talebinde bulunulmuştur. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğuna karar verilmiş ise de; tarafların belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre; davacı- karşı davalı erkeğin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı- karşı davacı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3.4721 sayılı Türk Madeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı- karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı, 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak davalı- karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, davalı- karşı davacı kadının maddî ve manevî tazminat talebinin reddi yönlerinden kadın yararına BOZULMASINA, 2.Davalı- karşı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.