Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/4395 E. 2026/2416 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4395
Karar No
2026/2416
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2151 E., 2024/1648 K. DAVA TÜRÜ : Evlenmenin Mutlak Butlanı Olmadığı Takdirde Boşanma - Karşı Boşanma ve Ziynet Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/293 E., 2022/465 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından duruşma istemli olarak kadının davasının kabulü, erkeğin davalarının reddi, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen maddî tazminat ve nafakalar, kişisel ilişki ve vekâlet ücreti yönünden; davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından da ziynet alacağının reddi, velâyet, kusur belirlemesi, reddedilen manevî tazminat ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı ... ve vekilleri gelmedi. Karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı vasisi vekili Avukat ... geldi. Davacı-karşı davalı vekili Avukat ...'nin mazeret bildirdiği görüldü. Usul ve yasaya uygun bulunmayan davacı-karşı davalı vekilinin mazeretinin reddine karar verildi. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.

İlk Derece Mahkemesince 30.06.2021 tarihli kararda evlenmenin mutlak butlan nedeniyle iptali isteminin reddine yönelik hüküm istinaf edilmeyerek kesinleştiğinden erkeğin bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı-karşı davacı kadın vekilinin tüm, davacı-karşı davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. İlk Derece Mahkemesince, davacı karşı davalı erkeğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca açtığı davanın kabulüne, kadının boşanma ve ziynet alacağı davasının reddine, velâyetin babaya tevdii ile anne ile kişisel ilişki tesisine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, her iki taraf vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kadının, "erkeğin davasının kabulü, kendi davasının reddi, kusur belirlemesi, maddî tazminat ve yoksulluk nafakasına yönelik" istinaf başvurusu kabul edilerek kadının 4721 sayılı Kanun'un 405 inci maddesi uyarınca kısıtlandığı, davranışlarının iradi olmadığı, bu nedenle kadına kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle erkeğin boşanma davasının reddine, bağımsız konut açmayan erkeğin evlilik birliğinin sarsılmasında tam kusurlu olduğundan kadının boşanma davasının kabulüne, velâyetin babaya tevdii ile anne ile kişisel ilişki tesisine, kadın yararına faizi ile 50.000,00 TL maddî tazminata, 500,00 TL tedbir ile 1.000,00 TL'den 2 yıl için toplam 24.000,00 TL yoksulluk nafakasına karar verilmiş, erkeğin istinaf başvurusu ise esastan reddedilmiştir. Karar, taraflarca yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince kadın yararına toptan ödeme şeklinde yoksulluk nafakasına hükmedilmesine ilişkin gerekçede; “tarafların evlilik süresi, kadının yaşı, tarafların sosyo ekonomik durumları ve kadının geçimi için zorunlu ihtiyaçları dikkate alınarak aylık 1000,00 TL'den iki yıl karşılığı toplu yoksulluk nafakasının belirlendiği" açıklanmıştır. Kuşkusuz yoksulluk nafakasının toptan ödenmesine karar verilebilir. Toptan ödenmesine karar verilmesi halinde de, nafaka miktarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği, nafaka yükümlüsünün mali gücü dikkate alınarak belirlenmelidir. Aylık irat biçiminde ödeme halinde süresiz takdir edilebilecek olan yoksulluk nafakasının, toptan ödeme halinde nafaka tutarının “iki yıllık süre” nazara alınarak belirlenmesi kanuna uygun değildir. Bölge Adliye Mahkemesince kadın lehine 24.000,00 TL bir defaya mahsus toptan yoksulluk nafakasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken tereddüt oluşturacak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

3.Dosya kapsamından; davalı-karşı davacı kadının şizofreni tanısıyla 4721 sayılı Kanun'un 405 inci maddesi uyarınca kısıtlandığı ve vesayet altına alındığı anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkesince velâyet hakkını kullanamayacak durumda olan anne ile çocuk arasında ayda iki kez hafta sonu, dini bayramlarda, yarıyıl tatilinde bir hafta, yaz tatilinde bir ay olmak üzere yatılı şekilde ve anneler gününde saat 10.00-16.00 arası kişisel ilişki tesisine karar verilmiş ise de annenin rahatsızlığı ve tanık beyanlarına göre annenin çocukla ilgilenmediği, çocuğun bakımını üstelenecek durumda olmadığı, dikkate alındığında çocuk ile kurulan kişisel ilişki çocuğun menfaatine uymayacak şekilde uzun süreli olup daha uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası hükmü uyarınca kararın gerekçe ve ilgili bent yönünden düzeltilerek onanması gerekmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı-karşı davalı erkeğin, istinafa gelmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden evlenmenin butlanı davasının reddine yönelik TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE,

2.Taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,

3.Davalı-karşı davacı kadının yoksulluk nafakasına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının II nolu bendinin g. paragrafında yer alan "...TMK'nın 176. maddesi gereğince aylık 1.000 TL'den takdiren 2 yıl toplam 24.000 TL toplu yoksulluk nafakasının erkekten tahsili ile kadına ödenmesine” sözcüklerinin çıkarılarak yerine; "davalı-karşı davacı kadın lehine bir defaya mahsus olmak üzere 24.000,00 TL toptan yoksulluk nafakasına, nafakanın davacı karşı davalı erkekten alınarak davalı-karşı davacı kadına verilmesine" cümlesinin eklenmek suretiyle temyize konu kararın gerekçe ve hüküm fıkrasının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

4.Davacı-karşı davalı erkeğin "kişisel ilişkiye yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının II nolu bendinin d. paragrafının hükümden tamamen çıkarılmasına yerine "Velâyeti babasına verilen ortak çocuk ... ile annesi arasında her ayın 1. ve 3. hafta sonları Cumartesi sabah 10.00 ile akşam 15.00 saatleri arası davalı-karşı davacı anne tarafından alınarak davacı-karşı davalı babaya teslim edilecek şekilde kişisel ilişki kurulmasına," cümlesinin eklenmesi suretiyle temyize konu kararın hüküm fıkrasının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı-karşı davalı ...'tan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davalı-karşı davacı ...'a verilmesine,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/4395, K. 2026/2416, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-4395-e-2026-2416-k-919cf5ecf2f6