Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/1428 E. 2025/9443 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1428
- Karar No
- 2025/9443
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/675 E., 2024/1778 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma - Ziynet Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 4. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/311 E., 2023/811 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, birleşen boşanma davasının kabulü, kadın ve çocuklar lehine kabul edilen nafakalar, tazminatlar, velâyet ve reddedilen kendi tazminat talepleri yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl boşanma davasının kabulü, kadın lehine kabul edilen tazminat miktarları, kadın ve çocuklar lehine kabul edilen nafaka miktarları ile reddedilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmiş olup, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:
1.Davacı-davalı erkek vekilinin birleşen boşanma davasının kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı- davalı erkek vekili tarafından birleşen boşanma davasının kabulü yönünden istinaf yoluna başvurulmamıştır. İstinaf edilmeyen yönler kesinleşmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı birleşen boşanma davasının kabulü yönünden istinaf yoluna başvurmayan davacı- davalı erkek vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı bu yönden temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı- davalı erkek vekilinin birleşen boşanma davasının kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı-davacı kadın vekilinin reddedilen ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen ziynet alacağı bedeli Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile (7550 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 04.06.2025 tarihinden önce verilen karar için dava tarihi dikkate alınmayacağından) 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu hale göre davalı-davacı kadın vekilinin ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
3.Taraf vekillerinin reddedilen yönler dışında diğer yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
a.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı-davacı kadın vekilinin tüm, davacı-davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
b.Velâyet ve kişisel ilişki düzenlenirken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun üstün yararı belirlenirken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12 nci ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü ve 6 ncı maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince 20 11... doğumlu ortak çocukların velâyeti anneye verilmiştir. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/16149 soruşturma sayılı dosyası ve çocuk...'nin Çocuk İzlem Merkezi'nde dinlenmesi sonucu düzenlenen adli görüşme raporundaki beyanları incelendiğinde, çocuğa yönelik cinsel taciz iddiası ile soruşturma başlatıldığı, Ankara Batı Çocuk Mahkemesi'nin 2025/303 Esas sayılı dava dosyasında yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece bu ceza dava dosyasının aslı veya onaylı sureti dava dosya arasına alınarak yeniden psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan Adli Destek görevlisi heyetinden, her iki ebeveyn ve çocuklarla görüşülmek suretiyle inceleme ve rapor istenip; gerekli görüldüğü taktirde idrak çağında bulunan çocukların da velâyet konusundaki görüşü yeniden tespit edilerek ve toplanan diğer tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek velâyet konusunda bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve araştırma sonucu velayet yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan nedenlerle; 1.Davacı -davalı erkek vekilinin birleşen boşanma davasının kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden REDDİNE,
2.Davalı-davacı kadın vekilinin reddedilen ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
3.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının velayet düzenlemesi yönünden davacı -davalı erkek yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,
b.İlk Derece Mahkemesi kararının velayet düzenlemesi yönündendavacı -davalı erkek yararına BOZULMASINA,
c.Davacı- davalı erkek vekilinin diğer, davalı- davacı kadın vekilinin tüm temyiz itirazlarının ise reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Adli yardımdan yararlanması sebebi ile başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının Kısmet'e yükletilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıran .........'e iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.