Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/5137 E. 2024/7795 K.
Konu: Karşılıklı Boşanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5137
- Karar No
- 2024/7795
- Karar Tarihi
- Konu
- Karşılıklı Boşanma
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/198 E., 2024/425 K. KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçakoca 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2021/224 E., 2022/638 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiştir. Kararın erkek vekili ve kadın tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerini kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı erkek vekili ve kadın tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde; davalı ile 1984 yılında evlendiklerini, ancak 2002 yılı başlarından itibaren davalı ile aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle evlilik birliklerinin temelden sarsıldığını, davalı aleyhine 2015 tarihinde açtığı boşanma davasının, Mahkemenin 2015/775 Esas ve 2018/134 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine ilişkin verilen kararın 27.06.2018 tarihinde kesinleştiğini, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçtiğini, bu süre içerisinde ortak hayat kurulamadığını, bu nedenlerle tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrası gereği boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı-karşı davacı kadın cevap ve karşı dava dilekçesinde; reddedilen boşanma davasının açıldığı tarihten bu yana ortak hayatın yeniden kurulamadığını, buna sebep olanın davacı eşi ve ailesi olduğunu, kendisinin yuvası yıkılmasın diye elinden geleni yaptığını, hala eşine sevgi ve saygısının olduğunu, zaten evlilik birliğinin bozulmasında da tekrar kurulamasında da davacı eşinin kusurlu olduğunu, davacı eşinin keyfi şekilde evden gitmesi karşısında da manevi olarak çöküntüye uğradığını, evsiz ve parasız bırakıldığını, kişilik haklarının zarar gördüğünü, bu sebeplerle tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, kendisi lehine aylık 2.500,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası, 200.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin asıl davası yönünden; dinlenen tanık beyanları, tarafların SED raporları ile Mernis adresleri ve sair deliller bir arada değerlendirildiğinde ilk boşanma davası olan Mahkemenin 2015/775 Esas 2018/134 Karar sayılı dosyasının 27.06.2018 tarihinde kesinleşmiş olduğu ve dava tarihi olan 28.06.2021 tarihi itibariyle kanunda ön görülen 3 yıllık sürenin sona ermiş olduğu ve bu süre içerisinde başta eşlerin bir araya gelmemiş olduğu, şartların somut olayda birebir vücut bulmuş olduğu; kadının karşı davası yönünden ise; erkeğin kadına karşı küçük düşürücü ve alaycı tavırlarda bulunduğu, ailesini ihmal ettiği ve kadının çalışmasına izin vermediği, kadının ileri sürdüğü diğer iddiaların ise ispatlanamadığı, erkeğin kadına yönelik ispatlanan ve ispat kuralları çerçevesinde atfedilebilir bir kusur ileri süremediği, kadının kusursuz, erkeğin tam kusurlu olduğu, dosya kapsamında yapılan incelemeler ve yapılan tetkikler sonucunda paranın satın alma gücü, ülkemiz piyasasında yaşanan değişimler, tarafların dosyaya yansıyan sosyal yaşam standartları ve günümüzde paranın alım gücü dikkate alındığında kadının nafaka taleplerinin de kabulü gerektiği gerekçesiyle erkeğin boşanma davasının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin son maddesi uyarınca kabulüne, kadının boşanma davasının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrsaı uyarınca kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın lehine aylık 800,00 TL tedbir ve aylık 1.200,00 TL yoksulluk nafakası ile yasal faiziyle birlikte 45.000,00 TL maddî, 40.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı-karşı davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde; evlilikte müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kusurlu tarafın davalı olduğunu, davalı tarafın nafaka, maddî ve manevî tazminat alma şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin yalnızca emekli maaşının bulunduğunu, bunları karşılayacak durumunun bulunmadığını ileri sürerek kusur belirlemesi, kadının davasının ve taleplerinin kabulü yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Davalı-karşı davacı kadın katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; tarafı aleyhine takdir edilen nafaka ve tazminat tutarlarının yetersiz olduğunu, kendisinin herhangi bir gelirinin bulunmadığını, bu sebeplerle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafı lehine aylık 2.500,00 TL yoksulluk nafakası, 200.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her iki davanın kabulüne karar verilmesinin ve boşanmaya karar verilirken erkeğe yüklenen küçük düşürücü alaycı davranış, aileyi ihmal, eşin çalışmasına izin vermeme kusurlarının yerinde olduğu, eylemli ayrılık nedenli boşanma davasına dayanak oluşturan 27.06.2018'de kesinleşmiş, erkeğe yüklenen evin ihtiyaçlarıyla ilgilenmeme, sorumluluk üstlenmeme kusurlarıyla eldeki davada özellikle tanık ... beyanıyla sabit olan sadakatsizlik kusurunun erkeğin kusurları arasında kabul edilmesi gerektiği, erkeğin tam kusurlu olduğu, kadın yararına tazminata hükmedilmesi doğru ise de belirlenen tazminat miktarlarının az olduğu gibi kadın yararına belirlenen nafaka miktarının da az olduğu gerekçesiyle kadının istinaf başvurusunun kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminatların miktarı yönlerinden kabulü ile kusur gerekçesinin düzeltilmesine, kadın için boşanmanın kesinleştiği tarihten başlamak kaydıyla aylık 2.000,00 TL yoksulluk nafakası ile 100.000,00 TL maddî ve 80.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiş, erkeğin tüm, kadının sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı-karşı davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde; evliliğin kadının kusurlu hareketleri sonucu sona erdiğini, kadının usulünce açılmış bir karşı davasının olmadığını, kadının yoksulluğa düşmeyeceğini ileri sürerek kusur belirlemesi, kadın için hükmedilen yoksulluk ve tazminatlar yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı-karşı davacı kadın temyiz dilekçesinde; enflasyon ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle lehine 7.500,00 TL yoksulluk nafakasına tefe-tüfe oranında artış uygulanması ile 250.000,00 TL maddî ve 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesi talebi ile erkeğin kabul edilen davası, nafaka ve tazminatların miktarı yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, erkeğin davasının kabulünün gerekip gerekmediği, kadın yararına hükmedilen nafakalar ve tazminatlar noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun)190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 175 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.