Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/4268 E. 2025/4794 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4268
Karar No
2025/4794
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2847 E., 2024/192 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/449 E., 2023/496 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, nafakaların miktarı ve tazminat taleplerinin reddi yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, nafakalar ve birleşen davasının reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, tarafların temyiz dilekçelerinin kısmen kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Davacı-davalı kadın vekilinin nafakaların miktarı ile davalı-davacı erkek vekilinin birleşen davasının reddine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmadığı gibi İlk Derece Mahkemesi kararını sınırlı olarak istinafa getiren tarafın açıkça istinaf etmediği konularda da temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kadın vekili tarafından nafakaların miktarı; erkek vekili tarafından birleşen davasının reddi yönünden istinaf edilmediği, Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin istinaf itirazının kısmen kabulü ile yeniden hüküm tesisine karar verildiği anlaşılmış olmakla İlk Derece Mahkemesi kararını nafakaların miktarı yönünden istinaf etmeyen kadın vekili ile birleşen davasının reddi yönünden istinaf etmeyen erkek vekilinin temyiz hakkı bulunmadığından kadın vekili ile erkek vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacı-davalı kadın vekilinin kusur ve tazminat taleplerinin reddine yönelik ve davalı-davacı erkek vekilinin asıl davanın kabulü, kusur ve nafakalara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a)Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre erkek vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. b)Dosya kapsamına göre, Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğe yüklenen kusur güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilmiş ise de; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere; erkeğin otelde kafe veya lobi kısmı sayılan yerde başka bir kadınla sarılmasına ilişkin fotoğraflarını sosyal medya hesabında paylaşması ve paylaşımın altında yer alan yorumlar ile tanıklar ... A. ve ...'ın beyanlarında geçen erkeğin eylemleri, bununla birlikte tanık ... ve ...'nin erkeğe ilişkin beyanları da bir bütün olarak değerlendirildiğinde; erkeğe yüklenmesi gereken kusurunun sadakat yükümlülüğüne aykırılık olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, kadının başka erkeklerle güven sarsıcı mesajlaşmalarının bulunduğu kabul edilmiş ise de; dosyaya sunulan mesajlaşmalara ilişkin olarak, erkeğin kadının hesabına girerek mesajların erkek tarafından yazıldığına dair kadının iddiası ile ilgili tanıklar ... ve ...'nin bu durumu doğrular beyanlarının bulunması karşısında, mesajların kadın tarafından yazıldığı sabit olmadığından, kadına güven sarsıcı davranış kusurunun yüklenemeyeceği anlaşılmıştır. Böylelikle, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan erkeğin tam kusurlu; kadının ise kusursuz olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. c)4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davöacı-davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı-davalı kadın vekilinin nafakaların miktarına yönelik; davalı-davacı erkek vekilinin birleşen davasının reddine yönelik temyiz dilekçelerinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden REDDİNE, 2.Davacı-davalı kadın vekilinin ve davalı-davacı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a)Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi yönlerinden davacı-davalı kadın yararına BOZULMASINA, b)Davalı-davacı erkek vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran ...'ya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ...'ya yükletilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4268, K. 2025/4794, T. 08.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2024-4268-e-2025-4794-k-2ac41423f843