Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/3145 E. 2025/1701 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3145
- Karar No
- 2025/1701
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1449 E., 2024/116 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçaabat 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2019/461 E., 2023/60 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talebinin reddi ve erkeğe verilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Dava; evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı karşılıklı boşanma istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda " ... davalı karşı davacının, davacı karşı davalı kadına hakaret ettiği, çocuklarının olmayışının sebebinin davacı karşı davalı kadın taraf olarak etrafta anlattığı, davalı karşı davacının evinde eşini rahatsız edecek şekilde arkadaşlarıyla alkol kullandığı, davalı karşı davacının evin maddi ihtiyaçlarıyla yeteri kadar ilgilenmediği, davalı karşı davacının sadakat yükümlülüğünü şüpheye düşüren davranışlarda bulunduğu, davalı karşı davacının kadını somut bir ispat olmaksızın rahatsız edecek şekilde hırsızlıkla suçladığı, buna karşılık davacı karşı davalının da evin temizliğine, yemek işlerine katkı sağlamadığı, yeterli özeni göstermediği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu..." gerekçesiyle her iki davanın da kabulü ile tarafların boşanmalarına ve ferilere hükmedilmiş, hükmün erkek vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince " ... dava dilekçesinde de kadın tarafından açıkça ifade edildiği üzere tarafların ayrılmasına sebep olan olayın, kadının başkaları tarafından hırsızlıkla suçlanması erkeğin de bunun üzerinde tartışma çıkarıp evden ayrılması olduğu, bundan önce olan olayların haliyle iki taraf için de affedilmiş sayılmış olmaları nedeniyle kusur belirlemesine esas alınmayacağı gibi, yargılama aşamasında meydana gelen olayların da hükme esas alınmayacağı, kadının istinafı bulunmadığından aleyhine belirlenmiş kusurların kesinleştiği, bunun dışında kadının, başka şahıslardan ziynet eşyası çaldığına dair görgüye dayalı tanık anlatımının bulunduğu, dolayısıyla bu hususta şayia çıkmasına neden olan kadın yönünden bu durumun da kusur sayılması gerektiği, yargılama aşamasında ceryan eden olayların hiçbir surette derdest yargılamaya konu edilmeyeceğinden erkeğin güven sarsıcı davranışları olduğuna dair varılan tespitin de yerinde olmadığı, erkeğe tek izafe edilebilecek kusurun eşine hakaret içerikli ayrılık aşamasındaki inkar edilmeyen mesajlarının olduğu, bu şekilde evliliğin bu hale gelmiş olmasında kadının ağır kusurlu, erkeğin az kusurlu olduğu..." belirtilerek erkeğin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilgili bentlerin kaldırılarak yeniden hüküm tesisine karar verilmiş, hüküm kadın vekilince yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar kadına "hırsızlık" yaptığı vakıası kusur olarak yüklenilmiş ise de Yapılan yargılama, toplanan deliller ve dosya kapsamından kadının hırsızlık yaptığına ilişkin her türlü kuşkudan uzak, yeterli delil ve inandırıcı tanık beyanı bulunmadığından bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesi doğru görülmemiş, bu vakıanın kadının kusurlarından çıkarılması gerekmiştir. Öte yandan özellikle erkeğin devam eden ve süreklilik arzeden kusurlu davranışları dikkate alındığında kadının, erkeğin eylemlerini affettiği sonucu çıkarılamaz. Bu durumda kadına İlk Derece Mahkemesince yüklenen ve kadın tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşen kusurlu davranışlarına göre kadının birlik görevlerini yerine getirmediği; erkeğin ise kadına hakaret ettiği, herhangi bir tarafta sorun olmadığı ATK raporuyla sabit olmasına rağmen çocuklarının olmayışının sebebini kadın taraf olarak etrafta anlattığı, evde eşini rahatsız edecek şekilde arkadaşlarıyla alkol kullandığı, evin maddî ihtiyaçlarıyla yeteri kadar ilgilenmediği, kadını somut bir ispat olmaksızın rahatsız edecek şekilde hırsızlıkla suçladığı anlaşılmaktadır. O halde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda gerçekleşen bu kusurlu davranışları uyarınca erkek ağır, kadın az kusurludur. Hal böyleyken kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 2.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda kusuru daha ağır veya eşit olmayan, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları zarar gören, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen kadın eş yararına koşulları oluşan 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde isteğin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 3.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda erkek kadına nazaran daha ağır kusurlu olup, ağır kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilemez. Erkek yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası koşulları somut olayda gerçekleşmemiştir. O halde erkeğin maddî ve manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 4.Boşanma yönünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Toplanan delillerden; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusuru daha ağır olmayan kadının emlakçıda çalıştığı, asgari ücret düzeyinde gelirinin bulunduğu, erkeğin ise kahvehanesinin ve büfesinin bulunduğu, adına kayıtlı bir dairesinin ve aracının olduğu, bu durumda kadının asgari ücret düzeyindeki gelirinin somut olay açısından kadını yoksulluktan kurtarmayacağı ve kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki "hakkaniyet ilkesi" de dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesi gereğince uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden kadın yararına BOZULMASINA, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, 19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.