Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/10172 E. 2025/11302 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10172
- Karar No
- 2025/11302
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2009 E., 2024/2017 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Gemerek Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2023/49 E., 2024/153 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından duruşma istemli olarak kusur belirlemesi ve nafakalar yönünden; davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Avukat ... ile karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-karşı davalı erkek vekilinin tüm, davalı-karşı davacı kadın vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarında, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması neticesinde kadının tam kusurlu olduğu belirtilerek erkek tarafından açılan asıl davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına ve fer'îlerine, kadın tarafından açılan karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Davalı-karşı davacı kadın vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları ve kadının karşı davasının kabulü şartlarının gerçekleştiği belirtilerek davalı-karşı davacı kadın vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin boşanmaya dair karar gerekçesinin düzeltilmesine, kadının karşı davasının kabulüne, tarafların eşit kusurlu olmaları sebebiyle tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, kadın yararına aylık 5.000,00 TL tedbir nafakası ile 75.000,00 TL toptan yoksulluk nafakasına, davalı-karşı davacı kadın vekilinin diğer yönlere ilişkin istinaf itirazının ise esastan reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince yukarıda belirtildiği üzere temyiz edilmiştir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince tarafların eşit kusurlu oldukları belirtilmişse de kusur belirlemesinin hatalı yapıldığı, yapılan yargılama ve toplanan delillerden; erkeğin, kadına fiziksel şiddet uyguladığı, evlenmeden önce kadına tüp bebek tedavisi yapılması için söz verdiği ancak evlendikten sonra kadına "...ben seni kandırdım benim zaten çocuğum var..." dediği ve tedavi yaptırmadığı, kadına sürekli olarak "...senle evlenirken neden imza almadım malıma ortak olma..." dediği, kadının ise erkeğe ve erkeğin önceki evliliğinden olan oğluna hakaret ettiği ve taraflara bu vakıaların kusur olarak yüklenmesi gerektiği ancak her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından kadına erkeğe fiziksel şiddet uyguladığı, erkeği ve erkeğin önceki evliliğinden olan oğlunu ortak konuttan kovduğu vakıaları kusur olarak yüklenmişse de bu vakıalardan sonra evlilik birliğinin devam ettiği, af kapsamında kaldığı ve bu eylemlerin kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlara göre gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesince bu husus gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. 3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) ve (3) numaralı paragraflarda belirtildiği üzere kusur belirlemesi ve kadının reddedilen tazminat talepleri yönünden BOZULMASINA, 2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı-karşı davalı erkek vekilinin tüm, davalı-karşı davacı kadın vekilinin ise sair temyiz tirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Duruşma için takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı-davalı ...'den alınarak duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı- davacı ...'e verilmesine, Aşağıdaki temyiz giderinin ...'a yükletilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ...'ye iadesine, Dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.