Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/9158 E. 2025/11694 K. – Yakarak Mala
Konu: Yakarak Mala Zarar Verme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/9158
- Karar No
- 2025/11694
- Karar Tarihi
- Konu
- Yakarak Mala Zarar Verme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/768 E., 2024/816 K. SUÇ : Yakarak mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, suça sürüklenen çocuğun suçun icra hareketlerine katılmadığına, fail değil tanık durumunda olduğuna, hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde olmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Söke 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.10.2022 tarihli ve 2022/312 Esas, 2022/575 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 19.06.2023 tarihli ve 2023/118 Esas, 2023/1582 Karar sayılı kararı ile, ''TCK'nın 44.maddesinin uygulanmasında sanığın aynı eylemiyle kanunun birden fazla hükmünü ihlal etmesi durumunda, bu eylemlerden en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılması gerekmesi karşısında TCK'nın 170/1-a maddesindeki suçtan daha ağır yaptırım içeren TCK'nın 152/2-a maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması'' şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’unun 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği anlaşılmakla, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarih ve 2025/197 Karar sayılı kararında ifade edildiği gibi Bölge Adliye Mahkemesinin yetkisini aşarak bozma kararı verip dosyayı yerel mahkemeye göndermesi, ağır hukukî ihlal niteliğinde olduğunun kabul edildiği, Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli kararı ile de; somut olayda istinaf dairesince verilen bozma kararı, hükmün bozulmasına karar verilebilecek sınırlı hâllerden birine dayanmamaktadır. İstinaf dairesi, dosya üzerinden yaptığı incelemeyle dosyadaki delil durumunu değerlendirmiş ve başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi ya da mahkemece çeşitli araştırmalar yapılması gerektiğinden bahisle - bozma kararı verilebilecek hâller dışında bir nedenle- beraat hükümlerinin bozulmasına karar vermiştir. Bu nedenle anılan kararın, istinaf başvurusu üzerine bizzat bölge adliye mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu anlaşılmıştır...Somut olayda istinaf dairesinin davanın yeniden görülmesine ve yargılama sonucunda da başvurucunun mahkûmiyetine karar vermesi durumunda, başvurucunun bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurması mümkünken kesin nitelikte bozma kararı vermesiyle başvurucu temyiz kanun yoluna başvuru imkânından yoksun bırakılmıştır. ...istinaf dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanunî dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulduğu sonucuna ulaşılmış, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine ilişkin kabul ve kararı ile de açık hukuka aykırılık hâlinin teyit edildiği gözetilerek; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 19.06.2023 tarihli ve 2023/118 Esas, 2023/1582 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Söke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2023 tarihli ve 2023/312 Esas, 2023/593 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye değişik gerekçeyle uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.