Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/2158 E. 2025/17182 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/2158
- Karar No
- 2025/17182
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/534 E., 2019/1668 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, kararın usul ve yasaya, olayın oluş şekline uygun olmadığına, eksik inceleme ve araştırmayla karar verildiğine, suçun vasıf ve mahiyetinin nitelendirilmesinde hataya düşüldüğüne, eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, sanığın suçtan pişmanlık duyup katılanın zararını giderdiği gözetilerek etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, taraflar arasında dava öncesi yapılan anlaşma gereği zarar karşılığında senetler verilip ödemeler yapıldığına, buna rağmen katılanın gerçek zararlarının çok üstünde bir meblağı sanıktan alabilmek gayesiyle suç duyurusunda bulunduklarına, gerçek zarar miktarının sigortadan tazmin edilen 10.000,00 TL olduğuna, soruşturma başlamadan önce sanığın nakit 15.000,00 TL ödediği dikkate alınarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın isnat edilen suçu işlemediğine, eyleminin kanunda yazılı suç tipine girmediğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Sanığın savunmasında, suça konu malları azar azar bazen gündüz bazen gece yarıları kimsenin haberi olmadan depodan alıp götürerek satmaya başladığını beyan etmesi, katılanın kamera kayıtlarını geriye dönük olarak tararken sanığın kimsenin olmadığı gece vakitlerinde iş yerine gelerek ürün çıkarttığını gördüğünü belirtmesi karşısında, dosya içerisinde bulunan ve içerisinde 20 adet kamera görüntüsü bulunduğu belirtilen flash belleğin izlenip gerekirse bu hususta bilirkişi raporu da alındıktan sonra sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulanıp uygulamayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2.Sanığın katılana ait şirkette fason takip pozisyonunda işçi olarak çalıştığı ve uzun zamandır şirket deposunda bulunan malları çaldığının tespit edildiği, katılanın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanlarında bu depoya girmeye üç çalışanın kısıtlı olarak yetkili olduğunu, depo anahtarının muhasebeciden alınarak depoya girilip ürünler konulduktan sonra anahtarın yeniden muhasebeciye teslim edildiğini, görüntüleri kontrol ettiğinde sanıkta mevcut olmaması gereken bir anahtar ile sanığın gece saatlerinde depoya girip ürün çıkarttığını belirttiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d-h maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 142/2-h maddesi uyarınca hüküm kurulması, 3. Zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca temel cezada artırım yapılırken hüküm fıkrasında "...cezası 1/6 oranında artırılarak takdiren 1/4 oranında artırılarak..." şeklinde iki farklı artırım oranı gösterilmek suretiyle hükmün karıştırılması, 4. Suçun delili olan görüntü kayıtlarının bulunduğu flash belleğin usulünce emanet kayıtlarına alınıp yargılama sonunda da dosyada delil olarak saklanmasına kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 5271 sayılı CMK'nın 307/5. maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca, dosyanın gereği için İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.