Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/1121 E. 2023/3682 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/1121
Karar No
2023/3682
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2049 E., 2021/1731 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 05.10.2021 tarihli ve 2020/2049 Esas, 2021/1731 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik, temyiz dilekçesinde herhangi bir gerekçe gösterilmediği için 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 298. maddesi uyarınca, temyiz talebinin reddi gerekeceği; ancak sanığa yüklenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle; aynı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca mahallince işlem yapılabileceği belirlenerek yapılan incelemede; Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın yokluğunda verilen ve 13.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde 15.10.2021 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu; ancak aynı Kanun’un 295. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Adana 13. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Somut davada sayın çoğunluğun sanık ...'in hırsızlık suçundan; ilk derece mahkemesinin TCK'nun 142/2-h, 143, 62, 53 maddeleri gereğince 6 Yıl 3 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak mahrumiyetine ilişkin kararına karşı vaki istinaf başvurusunun Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 05/10/2021 tarih ve 2020/2049 E, 2021/1731 K sayılı İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine dair kararını yasal süre içerisinde temyiz etmiş ise de, temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğinden bahisle reddine ilişkin kararından aşağıda belirteceğimiz nedenlerle ayrılıyoruz Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 05/10/2021 gün ve 2020/2049 E. 2021/1731 K.'nın sonuç kısmı "Kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek veya dairemize gönderilmek üzere havale ettirilecek dilekçe ile veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle, cezaevinde bulunan sanığın ise; zabıt katibine veya bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak ya da bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle Yargıtay TEMYİZ yolu açık olmak üzere (yasa yoluna başvurulmadığı taktirde karar kesinleşecek ve infaza verilecektir.)oybirliği ile karar verildi." şeklindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17/03/2021 tarih, 2019/9.MD-495 Esas, 2021/116 Karar sayılı ilamında ayrıntıları ile açıklandığı üzere; "Yargı mercilerince verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve mercisinin tereddüde yer vermeyecek açıklıkta taraflara bildirilmesi gerektiği şeklindeki düzenleme ile kanun koyucunun Anayasa’daki emredici düzenlemeye paralel şekilde ilgililerin “kanun yolu” başvurularında hak kayıpları ile sonuçlanabilecek yanılgıyı önlemek için ayrıntılı düzenleme yapmak ihtiyacını hissettiği görülmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması, hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet etmekte olduğu, bu bakımdan iç hukuktaki usullerin belirli ve öngörülebilir olması koşuluyla yargısal başvuruların birtakım kurallara tabi tutulmasının tek başına mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, ancak mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki aksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluğun ilgililere yüklenemeyeceği ve dava açma sürelerini düzenleyen karışık ve dağınık olan mevzuatın aşırı şekilci yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceği kabul edilmiştir. Süresi içinde vermiş olduğu dilekçeyle sebep göstermeksizin hükmü temyiz eden tarafın, kararın kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde sunacağı dilekçeyle sebep bildirmesi gerekmektedir. Bu sürenin “hak düşürücü” veya “düzenleyici” nitelikte olduğu uygulamada ve doktrinde tartışmalıdır. Hukuki bir konuda kesin çizgilerle ayrışmış bir tartışma varsa ve yargı organları aynı konuda farklı sonuçlara varıyorlarsa taraflar açısından yasanın öngörülebilirliği ilkesinde sorun olduğu sonucuna ulaşılabilecektir. Nitekim 1412 sayılı CMUK’nın yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay tarafından sebep içermeyen temyiz taleplerinin incelenmesine ilişkin yerleşik uygulama, sistemde değişiklik yapan ve istinaf mahkemelerini faaliyete geçiren 5271 sayılı CMK’nın uygulandığı ilk dönemlerde yanılgı hâli olarak makul görülebilecektir. Hukuk devleti olmanın sorumluluğu bağlamında verilen kararlar ile kurulan hükümlere karşı yasa yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarının ilgililere açıkça bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi hâlinde, yasal sürelerin tebligat tarihinden itibaren değil ancak öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, öğrenme tarihi kesin olarak belirlenebilen hâller dışında taraf beyanının esas alınması gerekliliğinden hareketle, usulüne uygun sebep içeren dilekçe var ise bu kapsamda temyiz incelemesinin yapılması, aksi hâlde ilgiliye yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak meşruhatlı tebligatla 7 günlük süre içinde yasal düzenlemeye uygun sebep bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan dolayı temyiz talebinin reddedileceği ihtar edilmeli, sonucuna göre esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmelidir." Yukarıda yer verilen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 05/10/2021 gün ve 2020/2049 E. 2021/1731 K.'nın sonuç kısmında, sanık ...'e gerekçeli kararın kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karara karşı temyiz yasa yoluna başvurabileceği tebliğ edilmiş ise de, 15 günlük yasal süre içerisinde kararı temyiz etmekle birlikte temyiz sebeplerini bildirmemiş ise temyiz sebeplerini temyiz süresinin bitiminden itibaren hesaplanacak yedi günlük ek süre içerisinde bildirebileceği, bu yedi günlük sürenin hak düşürücü süre olduğu ve temyiz sebeplerini bu yedi günlük süre içerisinde de bildirmemesi halinde temyiz isteminin reddolunacağının tebliğ edilmediği sabittir. Bu itibarla temyiz incelemesine konu dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilerek yukarıdaki açıklamayı içerir meşruhatlı tebliğatın sanığa tebliği sağlanıp, sanığın temyiz sebeplerini bildirmesi halinde bu dilekçesi ile, sunmaması halinde tebliğ evrakı eklenerek incelenmek üzere Daire'ye gönderilmesi istemiyle mahalline eksiğe gönderilmesi gerekir görüşünde olduğumuzdan, Yukarıda izah ettiğimiz gerekçeler ile sayın çoğunluk görüşüne muhalifiz. 19/06/2023

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/1121, K. 2023/3682, T. 19.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-1121-e-2023-3682-k-4ad807c6a1b7