Yargıtay · 18. Hukuk Dairesi

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2013/10552 E. 2013/11990 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
18. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/10552
Karar No
2013/11990
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, kayyım tayin edilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm kayyım adayı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde, 694 parseldeki taşınmaz hissedarlarından "... kızı..."nın sağ olup olmadığı, ölü ise mirasçılarının bulunup bulunmadığı bilinmediğinden ortaklığın giderilmesi davasında hissedarı temsil etmek üzere Çankırı Defterdarının kayyım atanmasını istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Çankırı Aşağıpelitözü Köyü 694 parseldeki taşınmazda "... kızı..."nın 15.09.1969 tarihli tapulama tutanağına göre hissedar olduğu, "... kızı..."nın, 1923 yılında doğan ve 09.03.2000 tarihinde ölen ... kızı "..." olduğu, ...'ün mirasçılarının ise sağ ve adreslerinin belli olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 2/1. maddesinde “4721 Sayılı Türk Medenî Kanununun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.” Türk Medenî Kanununun 426. maddesinde ise "Vesayet makamı, ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar.” hükümleri mevcuttur. Somut olayda yapılan araştırma sonucunda taşınmaz hissedarı "... kızı..."nın, açık kimliği belli olan "..." olduğu, bu kişinin ise öldüğü ve mirasçılarının sağ ve adreslerinin belli olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla 3561 sayılı Yasanın uygulanması şartları oluşmamıştır. Diğer taraftan ortaklığın giderilmesi davasının konusu olan taşınmazın paydaşları bellidir. Bu kişilerin adreslerinin araştırmaya rağmen tespit edilememesi halinde, ilanen tebligat yapma olanağı mevcuttur. Türk Medeni Kanununun 426. maddesinde sayılan temsil kayyımı atanmasını gerektiren haller ve koşullar da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/10552, K. 2013/11990, T. 23.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-18-hukuk-dairesi-2013-10552-e-2013-11990-k-2bf2204cff8f