Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/9997 E. 2013/12419 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/9997
- Karar No
- 2013/12419
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalıların trafik sigortacısı, işleteni ve sürücüsü olduğu aracın 12.01.2011 tarihinde kırmızı ışık ihlali yaparak müvekkiline ait araca çarpmak suretiyle hasarlanmasına yol açtığını ileri sürerek, hasar bedeli ve değer kaybı ve araç yoksunluk zararına ilişkin toplam 6.783,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., kavşağa 20 metre kala yeşil ışık yandığını gördüğünü, bu sırada sağ tarafına yanaşan halk otobüsünün ışıkları kapattığını, yeşil ışık yandığını düşünerek yola devam ettiğini, bu sırada otobüsün sağından gelen davacıya ait araçla çarpıştığını savunarak davayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Mahkemece, davacı tarafın sürücüsü ...'nin olayda % 100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.950,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1)Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 1086 Sayılı HUMK'nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK'nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Yine, HUMK'nun 2013/9997 2013/12419 388/3. maddesi gereğince (HMK. 297/c) hükmün gerekçesinde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerekir. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği T.C. Anayasasının 141/3. maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri, davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini bilmeleri gerekir. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Somut olayda, gerekçe kısmında davacıya ait araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu kabul edildiği halde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle re’sen bozulması gerekmiştir. 2) Bozma nedenine göre, davalı ...’in temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı ...’in temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'e geri verilmesine 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.