Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2011/208 E. 2011/1400 K. – İstihkak
Konu: İstihkak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/208
- Karar No
- 2011/1400
- Karar Tarihi
- Konu
- İstihkak
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (alacaklı) vekili, müvekkilinin alacağından dolayı borçlu aleyhine Bartın İcra Müdürlüğünün 2008/4784 Esas sayılı dosyasından yapılan takipte, 29.5.2009 tarihinde borçlunun adresinde yapılan haciz işlemi sırasında, borçlu tarafından davalı 3.kişi yararına istihkak iddiasında bulunulduğunu ileri sürerek, istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı (3.kişi), vergi kaydının ve malların kendisine ait olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı borçlu, haciz yapılan yerde sigortalı olarak çalıştığını, haciz sırasında işyerini kendisinin açtığı gibi bir beyanda bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere göre; vergi dairesi, ... ve faturaları düzenleyen firmaya yazılan yazılara verilen cevaplar uyarınca, davalı borçlunun 3.kişi yanında 22.5.2009 tarihinden beri sigortalı olarak çalıştığı ve mahcuzların davalı 3.kişiye ait olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir. Takip dayanağı borç 25.6.2008 tanzim tarihli bonodan kaynaklanmakta olup, haciz 29.5.2009 tarihinde “... Cad.No:32, ...” adresinde ve borçlunun huzurunda yapılmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 8.maddesi uyarınca, aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, haciz sırasında borçlu “eski işyerimi kapattım, burasını birkaç ay önce açtım, vergi levhası üzerime değildir, borçlarım çok olduğundan borçlarımı ödemeye çalışıyorum” şeklinde beyanda bulunmuş ve haciz tutanağını imzalamıştır. Dosyanın mahalline geri çevrilmesi sonucunda alınan 28.12.2010 tarihli Vergi Dairesi yazısına göre, herne kadar davalı 3.kişinin borçlu ile aynı numaralı işyerinde ticari faaliyetleri olmamış ise de borçlunun aynı cadde üzerinde 33 nolu işyerinde kasaplık işi ile uğraşırken işini 04.6.2008 tarihinde terk ettiği, bundan kısa bir süre sonra 25.6.2008 tanzim tarihli senet ile borçlandığı, 1984 yılından beri “kahvehane” işi ile vergi mükellefi olan 3.kişinin ise borcun doğumundan sonra 01.3.2009 tarihinde, haciz yerinde borçlu ile aynı mesleki faaliyet alanında şube açarak kasaplık işine başladığı görülmektedir.Öte yandan, 21.3.2009 tarihli sevk irsaliyesinde alıcı olarak borçlunun adı yazılıdır.Bütün bu işlemler, davalı 3.kişi ile borçlu arasında işyeri devri şeklinde ve alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler niteliğinde olup, borçlunun 3.kişi adına kayıtlı olan işyerinde 22.5.2009 tarihinden itibaren sigortalı olarak işe başlamış gösterilmesinin bu sonuca etkisi yoktur. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre, mahcuzların borçlu ile 3.kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ibraz edilen fatura borcun doğumundan sonraki tarihe ilişkin olup, her zaman temini mümkün belgelerden olduğu, 3.kişi tarafından mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edilemediği ve istihkak iddiasının muvazaaya dayalı olduğunun kabulü gerekir. O halde, mahkemece davanın kabulü ile 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 21.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.