Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2010/8768 E. 2010/8435 K. – İstihkak
Konu: İstihkak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/8768
- Karar No
- 2010/8435
- Karar Tarihi
- Konu
- İstihkak
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (Alacaklı) vekili, müvekkili tarafından ... 14.İcra Müdürlüğünün 2008/4582 Esas sayılı dosyasından, davalı/borçlu şirket aleyhine yapılan takipte uygulanan haciz işleminde, davalı 3.kişi vekili tarafından mahcuzlar üzerinde istihkak iddiasında bulunulduğunu ileri sürerek, davalı 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı (3.kişi) vekili, mahcuzların mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuş ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı (borçlu) şirket, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece, toplanan delillere göre; davalı 3.kişi ...'ün icra takip borçlusu olan diğer davalı şirket ile ilgisinin olmadığı, haciz işleminin ...'ün işlettiği işyerinde ve zilyetliği altındaki eşyalar hakkında yapıldığı, mülkiyet karinesinin davalı 3.kişi lehine olduğu, bunun aksinin davacı alacaklı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötüniyeti sabit olmadığından tazminata mahkum edilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, davacı alacaklı ile davalı borçlu şirket arasındaki hukuki ilişkinin temelini oluşturan borcun kaynağı, alacaklı tarafından borçlu şirket adına kesilmiş olan Ocak, Şubat, Mart 2008 tarihli faturalar ve buna karşılık davalı borçlu tarafından düzenlenen 10.11.2008, 18.11.2008, 10.12.2008 ve 10.1.2009 keşide tarihli çekler olup, çekler bankaya 27.10.2008 tarihinde ibraz edilmiş ve karşılıklarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı alacaklı aldığı 03.11.2008 tarihli ihtiyati haciz kararı üzerine, aynı tarihli olarak borçlu aleyhine icra takibine girişmiş ve dava konusu mahcuzlar 04.11.2008 tarihinde davalı 3.kişi adına kayıtlı işyerinde haczedilmiştir.Bu durumda, haciz davalı 3.kişinin kayıtlı adresinde, kızının huzurunda ve borçlunun yokluğunda uygulandığından, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi malları elinde bulunduran davalı 3.kişi yararına olup, bu karinenin aksinin davacı alacaklı tarafından kesin ve güçlü delillerle kanıtlanması gerekmekte ise de, davalı 3.kişi ... daha önce başka adreste perakende beyaz eşya işi ile iştigal ederken, 03.9.2008 tarihinden itibaren haciz yapılan adreste “... Türk Ticaret” ünvanlı işyerini açarak ticari faaliyete başlamıştır. Haciz yapılan adreste daha önceden borçlu şirket ticari faaliyette bulunmamış olsa da, borç doğumundan sonraki tarih olan 20.10.2008 tarihine kadar borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi durumunda bulunan ...davalı 3.kişi ...'ün eşidir ve 20.10.2008 tarihinden sonra borçlu şirket yetkilisi olan ...'ün kardeşidir. Bu hukuki ve maddi olgular birlikte değerlendirildiğinde, takip konusu borcun kaynağı, doğumu, takip tarihi, borçlu şirketteki yetki devri ve davalı 3.kişinin haciz yapılan işyerinde faaliyete başladığı tarihler birbirine çok yakın tarihler olduğu gibi, davalı 3.kişi daha önceden başka adreste “perakende beyaz eşya” üzerine ticari faaliyette bulunmuş olmasına rağmen, ... Vergi Dairesinin 09.7.2009 tarih ve 27312 sayılı yazısına göre, haciz adresinde “telefon, cep telefonu ve aksesuar” satışı ile iştigal ettiği belirtilmiştir ve bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ancak, haciz tutanağının incelen- mesinden, mahcuzlar içerisinde telefon, cep telefonu ve aksesuar türünden ürün olmadığı gibi, haczedilen menkuller davacı alacaklı tarafından borçlu şirkete faturalı olarak satışı yapılan ürünlere benzemektedir. Bu durum, davalı borçlu ile 3.kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik ve danışığa dayalı işlemler yapıldığı yönünde kuşku uyandırmaktadır. O halde, mahkemece, davalı borçlunun ticari defter ve kayıtları ile 3.kişinin işletme defterleri, faturalar, sipariş fişleri vs.kayıtlarının getirtilmesinden sonra, tüm dosya kapsamı birlikte irdelenmek suretiyle, davalı 3.kişinin haciz yapılan adrese gelmeden önce ve sonraki dönemlerde haczedilen eşyalar türünden mallarla ilgili bir ticaretinin, mal alımının olup olmadığı, işyerinde satış için bulundurduğu mahcuzları ne şekilde temin ettiği yönünde uzman bilirkişiden rapor alındıktan sonra, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 18.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.