Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2010/5542 E. 2010/10408 K. – İstihkak

Konu: İstihkak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
17. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/5542
Karar No
2010/10408
Karar Tarihi
Konu
İstihkak

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı 3.kişi vekili, İstanbul 2.İcra Müdürlüğünün 2009/22128 Esas, Honaz İcra Müdürlüğünün 2009/510 Talimat sayılı dosyasından,18.08.2009 tarihinde borçluya bakım ve onarım için bırakılan çok bıçaklı ebatlama makinesinin haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir. Davalı alacaklı vekili, mülkiyet karinesinin borçlu yararına olduğunu, sunulan faturaların karine aksini ispata elverişli olmadığından, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece fatura sevk irsaliyesi, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamından dava konusu makinenin davacıya ait olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne ve alacaklı aleyhine tazminata karar verilmiş; hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir. 1.Dava konusu haciz 18.08.2009 tarihinde borçluya ait işyerinde ve borçlu huzurunda yapılmıştır. İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır.Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Davacı 3.kişi, hacizli makinenin kendisine ait olduğu yolunda sunduğu 11.06.2009 tarihli fatura ve sevk irsaliyesinde, makineye ilişkin hiçbir ayırt edici özellik bulunmamaktadır. Öte yandan, makinenin tamir için borçluya gönderildiği yönünde sunulan sevk irsaliyesi davacı şirket tarafından yine kendi adına kesilmiş ve açıklama kısmında borçlu adresine gönderildiği belirtilmiş, taşıyıcı firmaya ait nakliye faturası ise gönderen davacı şirket adına değil borçlu adına kesilmiştir. Tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alındığında, davacı 3.kişi şirketin mülkiyet karinesi aksini ispatladığından söz edilemez. 2.Kabule göre ise, istihkak davasının kabulü üzerine davacı yararına tazminata hükmedilebilmesi için İ.İ.K.'nun 97/15. maddesi uyarınca alacaklının kötü niyetinin gerçekleşmesi gerekir. Alacaklının salt 3.kişinin istihkak iddiasına karşı çıkması kötü niyetli bir davranış olarak nitelendirilemez. Somut olayda alacaklının kötü niyeti kanıtlanmadığından tazminatla sorumlu tutulması da hatalıdır. Mahkemece, davacı 3.kişinin mülkiyet karinesinin aksini kanıtlamadığından davanın reddine karar vermesi gerekirken aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar vermesi ve kabule göre de, İİK’nun 97/15. Maddesindeki tazminat koşuları oluşmadığı dikkate alınmadan 3.kişi yararına tazminat takdir edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2010/5542, K. 2010/10408, T. 30.11.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-17-hukuk-dairesi-2010-5542-e-2010-10408-k-cae11b5af710