Yargıtay · 16. Hukuk Dairesi
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2015/17444 E. 2016/5996 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2015/17444
- Karar No
- 2016/5996
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVACILAR : ... VE ARKADAŞLARI DAVALILAR : ..., HAZİNE, ORMAN İDARESİ DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU KANUN YOLU : TEMYİZ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kullanım kadastrosu sırasında Bozyazı/Çopurlu çalışma alanında bulunan 106 ada 19 ve 22 parsel sayılı 7.625,62 ve 1.607,61 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 10 yıldır ...'un fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları taşınmazın müşterek muristen intikal ettiği ve tüm mirasçıların hak sahibi olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm, Dairemizin 2012/2015 Esas, 2012/3977 Karar ve 03.05.2012 tarihli ilamı ile "5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na eklenen Ek-4. madde içeriğinde ve kadastro mevzuatında tespit kesinleştikten sonra genel mahkemede dava açılabilmesini kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığı gibi bu şekilde yapılan tespitler hakkında 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinin uygulanamayacağına ilişkin bir düzenleme de bulunmadığına işaret edilerek, davacının Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereğince tespitin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içinde açılan davası nedeniyle tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp, davacıların yasada belirtilen şekilde bir kullanımları olup olmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken askı ilan süresi içerisinde dava açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile 106 ada 19 ve 22 parsel sayılı taşınmazların tapu kütüğünün beyanlar hanesindeki davalı adına olan mevcut kullanıcı şerhlerinin iptali ile taşınmazların tapu kayıtlarının beyanlar hanesine Veli Badruk mirasçılarının zilyetliğinde olduğu şerhinin yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edildikten sonra davalı Hazine vekili 10.04.2015 havale tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden vazgeçmiştir. 1- Kararı temyiz eden davalı Hazine vekilinin mahkemeye verdiği 09.04.2015 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat ettiği anlaşılmakla, temyiz talebinin feragat nedeniyle REDDİNE, 2- Mahkemece dava konusu taşınmazın tarafların murisleri olan Veli Badruk'a ait olup onun tarafından kullanıldığı, taşınmazların muris Veli Badruk'un terekesine dahil olduğu, tereke malları üzerinde devam eden zilyetliğin diğer mirasçılar adına da devam edeceği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece, davalı tarafa bildirdiği tanıklar için gerekli 60,00 TL. tanıklık ücreti ve 27,00 TL. tebligat gideri olmak üzere toplam 87,00 TL. delil avansını yatırmak üzere HMK'nın 324/1. maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde ara karar gereğinin yerine getirilmemesi halinde tanık deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ihtarını içerir davetiye çıkartılmasına, bu ara karar gereği yerine getirildiğinde duruşma günü beklenmeksizin davalı tanıkları adına keşif gün ve saatini bildirir meşruhatlı davetiye çıkartılmasına” şeklinde karar verildiği, davalı tarafından süresi içerisinde 07.07.2014 tarihinde bu ara karar gereği yerine getirilerek delil avansı yatırıldığı halde tanıklarına keşif gün ve saatini bidiririr davetiye değil, bir sonraki duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkartılmış ve davalı tanıkları ve davalı olmaksızın 29.09.2014'te keşif yapılmış, taşınmaz davalarında tanıklar taşınmaz başında dinlenmesi gerektiği halde davalı tanıkları 17.12.2014 tarihli celse de duruşma salonunda dinlenmiş olup davalının savunma hakkı bu şekilde kısıtlanmış olduğu gibi mahkemece yapılacak keşifte yansız mahalli bilirkişiler eşliğinde keşif yapılması gerektiği halde tespit bilirkişi olarak tutanakta imzası bulunan ..., ... ve İbiş Ali Çoban'ın mahalli bilirkişi olarak dinlenmesi de doğru değildir. Hal böyle olunca mahallinde olabildiğince yaşlı, yansız ve taşınmazı iyi bilebilecek mahalli bilirkişi ve tarafların bildirdiği tanıklar eşliğinde keşif yapılmalı, taşınmazın evveliyatında kime ait olduğu, kimden kime hangi surette intikal ettiği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğması durumunda, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle davalı ...'un temyiz itirazları yerinde görülmekle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine, 30.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.