Yargıtay · 16. Hukuk Dairesi

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2013/9282 E. 2013/8810 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
16. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/9282
Karar No
2013/8810
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL KANUN YOLU : TEMYİZ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sonucu ... Köyü çalışma alanında bulunan 130 ada 8 parsel sayılı 6476,12 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına; 130 ada 23 parsel sayılı 6476,85 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı ... adına; 130 ada 22 ve 24 parsel sayılı 2137,90 ve 6476,4 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise aynı nedenle davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, davalılar adına oluşan tapu kayıtlarının iptali ve payları oranında adlarına tescil istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne çekişmeli taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının davacıların veraset ilamındaki payları oranında iptali ile payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek murisi ... Işık'tan kaldığı ve terekesinin taksim edilmediği kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacılar, çekişmeli taşınmazların kök muris ...'tan kaldığını iddia ederek miras payları oranında adlarına tescil talebinde bulunmuşlardır. Davalılar ise; taşınmazların kök muris ... tarafından hibe ile zilyetliğin devredildiğini ileri sürmüşlerdir. Keşifte dinlenen bir kısım davalı tanıkları ile tespit bilirkişisi beyanlarında, murisin ölümünden önce dava konusu taşınmazlara davalı tarafın zilyet olduğunu ve murisin ölümüne kadar 8 yıl süre ile davalı tarafça zilyet ve tasarruf edildiğini; bir kısım davacı tanıkları ve yerel bilirkişiler beyanlarında, murisin ölümünden sonra taşınmazların davalı tarafça zilyet ve tasarruf edildiğini ancak paylaşımı bilmediklerini; davalı tanıklarından olan murisin torunu ... ise beyanında, murisin ölümünden sonra tüm mirasçıların bir araya geldiğini ve terekenin paylaşıldığını, kendisine de paylaşımda yer isabet ettiğini belirtmişlerdir. Şu halde, murisin terekesinin paylaşıma konu edilip edilmediği hususu açıklığa kavuşturulup, beyanlar arası çelişki giderilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazların, ortak miras bırakan ... Işık'a ait olduğu yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle sabittir. Uyuşmazlık, miras bırakanın sağlığında taşınmaz üzerindeki zilyetliğini 2013/9282-8810 davalılara devredip devretmediği veya miras bırakanın ölümünden sonra terekenin mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşım varsa uyuşmazlığa konu taşınmazın paylaşım sonucu hangi tarafa isabet ettiği yönlerine ilişkindir. Paylaşım veya bağışlama olgusunda ispat yükü, taksim veya bağışlamaya dayanan davalı tarafa ait olup kanıtlanmadığı sürece mirasçılardan biri tarafından taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin tereke adına olduğunun kabulü gerekir. Paylaşıma veya bağışlamaya dayanan davalı taraf, paylaşım veya hibenin varlığını, paylaşım veya hibenin tarihini, paylaşıma bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, paylaşımda paydaşlara verilen paylar ile bunların akıbetlerini kanıtlamakla yükümlüdür. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca harici paylaşım belgelerle, bilirkişi ve tanık beyanları ile kanıtlanabilir. Mahkemece paylaşma yapılmadığı kabul edilmiş ise de, bu yönde yapılan inceleme ve araştırma hüküm için yeterli değildir. O halde doğru sonuca varılabilmesi için, paylaşıma dayanan davalı taraftan, bu hususa ilişkin delilleri sorulmalı, muris ... terekesine dahil olan taşınmazların tümü belirlenerek, mahallinde taşınmazların bulunduğu yeri iyi bilen, yaşlı, yansız yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, tarafların kök murisi ... 'ın tüm mirasçıları ya da yasal temsilcilerinin katılımı ile mirasının paylaşmaya tabi tutulup tutulmadığı, her bir mirasçıya miras payına karşılık taşınır ya da taşınmaz mal verilip verilmediği, dava konusu taşınmazların kimin miras payına düştüğü, kim tarafından, ne şekilde kullanıldıkları, gerektiğinde ilgili tutanaklar getirtilip incelenmeli ve çok uzun süreli kullanmanın harici paylaşımın karinesi olduğu düşünülmeli, paylaşımda eşitliğin zorunlu bulunmadığı göz önünde tutulmalı, muris ...'ın çekişmeli taşınmazları davalılara bağışlayıp bağışlamadığını ve zilyetliğini sağlığında devredip etmediği maddi olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı; yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanık sözleri, terekeye dahil taşınmazların tespit tutanakları ve kesinleşmiş iseler kadastroca oluşan tapu kayıtları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Kabule göre, 6100 sayılı HMK'nın 119/1-d maddesine aykırı olarak dava dilekçesinde “dava konusunun değeri” gösterilmemiş ise de, yapılan keşifte çekişmeli taşınmazların “değeri” hakkında bir araştırma yapılmış ve belirlenmiş olduğu halde, bu değer üzerinden peşin karar ve ilam harcının tamamlatılması yoluna gidilmediği gibi, harcı tamamlatılmayan bu değer üzerinden davacı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de ayrıca isabetsizdir. Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2013/9282, K. 2013/8810, T. 24.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-16-hukuk-dairesi-2013-9282-e-2013-8810-k-97b366913f56