Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/3025 E. 2013/14122 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2013/3025
Karar No
2013/14122
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 6217 sayılı Kanunun 13. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 20.11.2011 tarih ve 2011/54-142 sayılı kararı ile iptal edilmesi karşısında mahkemenin 19.04.2011 tarihli temyiz harcı ödenmemesi nedeniyle temyiz isteminin reddine dair ek karar kaldırılarak yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Katılanların çalışmakta olduğu ... Arıtma isimli işyerine gelen sanığın, kendisini ... olarak tanıtıp karayollarında çalıştığını, özellikle Varsak'taki muayene istasyonunda durduğunu söyledikten sonra katılanlar ile sohbet ettikleri, sohbet sırasında katılanlara SRC belgesi almaları konusunda yardım edebileceğini söyleyip katılanlardan ehliyet fotokopisi, 2 adet fotoğraf ve toplam 240 TL aldığı, bir hafta içinde işlerini halledeceğini söyleyip ayrıldığı, daha sonra katılanlar tarafından sanığa bir daha ulaşılamadığı gibi herhangi bir müracaatında bulunmadığının anlaşıldığı olayda, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Sanığın katılanlardan aynı anda menfaat temin ettiğinin anlaşılması karşısında; aynı suçu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlemesi nedeniyle, zincirleme suç hükümleri gereğince sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43/2. maddesi delaletiyle 43/1. maddesinin tatbikinin gerektiği gözetilmeyerek, yazılı şekilde mağdur sayısınca mahkumiyetine karar verilmesi , 2- Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısı'nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/3025, K. 2013/14122, T. 25.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2013-3025-e-2013-14122-k-c86b5ff25d73