Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/21153 E. 2013/16487 K. – Güveni Kötüye
Konu: Güveni Kötüye Kullanma, Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/21153
- Karar No
- 2013/16487
- Karar Tarihi
- Konu
- Güveni Kötüye Kullanma, Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Güveni kötüye kullanma, muhafaza görevini kötüye kullanma HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Soruşturma aşamasında beyanı alınmamış olan şikayekçinin vekili vasıtasıyla sanıktan şikayetçi olduğu, kovuşturma aşamasında yine vekili tarafından sanığın cezalandırılmasının talep edilmesi, sanık hakkında açılan davaya katılma istemi niteliğinde bulunduğu halde, mahkemece CMK’nın 238. maddesi hükümleri uyarınca müşteki vekilinden davaya katılmak isteyip istemediklerinin sorulup sonucuna göre katılma konusunda bir karar verilmesi gerekirken, katılma konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi karşısında;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2013 gün ve 2013/246 sayılı kararında açıkça belirtildiği gibi şikayetçi vekilinin tüm aşamalarda istikrarlı bir şekilde sanıktan şikayetçi olduklarını beyan etmesi, ve yerel mahkeme hükmünü temyiz etmiş olmasının, kanun yolunda davayı takip iradesini eylemli olarak ortaya koyduğu ve bu davranışın yerel mahkemece karara bağlanmayan katılma talebinin inceleme merciince incelenip karara bağlanmasına yönelik bir istemi de içerdiği anlaşıldığından şikayetçi vekilinin dilekçesi katılma talebi olarak kabul edilerek 5271 sayılı CMK'nın 237/2 maddesi uyarınca şikayetçinin davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede; Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Somut olayda; Sanığın katılana ait evde kiracı olduğu, kira borçlarını ödememe nedenine dayalı olarak ilgili mahkemece tahliye kararı verilmesi üzerine katılan vekilince tahliye ve kira alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığı, 03.07.2007 tarihinde yapılan haciz işlemi sırasında haczedilen mallar sanığa yediemin olarak teslim edildiği, ancak sanığın hacizli mallarla birlikte müştekinin kira sözleşmesiyle birlikte kendisine teslim ettiği buzdolabını da alarak evi boşalttığı belirterek yüklenen suçladan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; Sanığın, kendisine kiralananı boşaltması söylendiği için boşalttığını, müştekiye ait buzdolabını evde bıraktığını belirttiği halde boşalttığı evin anahtarını kime teslim ettiği hususunun sorulmaması, müştekinin aşamalarda hiç beyanının alınmamış olması, kira sözleşmesinde evle birlikte ortaboy buzdolabınında teslim edildiğinin belirtilmiş olması karşısında; Sanığın ve katılanın celbi ile sanığın anahtarı teslim edip etmediği etmişse kime teslim ettiği teslim anında buzdolabının bulunup bulunmadığı hususları ile katılanın varsa başka delillerinin nelerden ibaret olduğu sorulup, anahtarın başka bir şahsa teslimi söz konusu ise o sahıs yada sahısların da teslim anında buzdolabının bulunup bulunmadığına ilişkin beyanları alındıktan ve icra müdürlüğünden hacizli malların satışı için karar verilip verilmediği hacizli malların satış mahalline getirilmesi hususunun sanıktan istenip istenmediği ve neticesi sorulduktan sonra elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.