Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/1771 E. 2013/21091 K.

Konu: Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2012/1771
Karar No
2013/21091
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK'nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek ... gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca bir çok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. Ortaklar Gıda...Ltd. Ticari ünvanlı şirketin çek hesabından verilme 22.12.2007 keşide tarihli çek yaprağının, şikayetçinin temsilcisi olduğu ... Gıda...Ltd. ünvanlı şirket "namına" yazıldığı, hamilinin elinden o haliyle çıktığı ve eline bir şekilde geçiren sanığın bu çekin arka yüzüne şirket kaşesi vurup birinci ciranta imzasını atarak tedavüle sürmesi eylemlerinin "nitelikli dolandırıcılık" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda; Sanığın, suça konu çek yaprağını ortak ... yaptıklarını söylediği şikayetçiden cirosuz aldıktan sonra kendi cirosunu yaparak Kadir İrey adlı şahsa verdiğini bilahare çekin nama yazılı olması nedeniyle mutlaka Sonoklar Gıda...Ltd. cirosu olması gerektiğinin bildirilerek çekin yeniden kendisine geldiğini, bu eksikliğin giderilmesi için ... ile şikayetçiye gönderdiğini böylece noksanlığın tamamlandığını, kendisinin ciro yaptığında ve Kadir adlı şahsa verdiğinde şirket kaşesi-cirosu olmadığını dolayısıyla kaşenin anlattığı gibi şirket tarafından basılmış olması gerektiğini savunmuş bulunmakla; soruşturma aşamasında alınan 25/07/2008 tarihli bilirkişi raporunda da "... Kaşe izi üzerinde ÜST KISIMDA ... imzası... ALT KISMINDA ise bir adet imza... onlarında altında M.Türkoğlu cirosu..." tespiti yapılmış olmakla şirket kaşesi üzerinde (altında) iki ayrı imza bulunduğu kuşkusunun ortadan kaldırılması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması, şirket kaşesi üzerinde (altında) varsa ikinci imzanın sanığa veya şirket temsilcisine ait olup olmadığının belirlenmesi, anlatımlarda adları geçen Kadir İrey ve ...'ın tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, icra takibine konulan çek aslının borçlulardan biri olan (çek keşidecisi) Ortaklar Gıda...Ltd. vekili Av. Sertaç'a "borç ödendiği" için icra dosyasında iade olunup sonradan adli emanete alındığı anlaşılmakla, çek bedelinin hangi borçlu tarafından kime ödendiğinin ortaya konulması, şikayetçinin İcra Tetkik Merciine ve İstanbul 3.Sulh Hukuk Mahkemesi'ne açtığı davalara ait dosyaların getirtilmesi, 16.01.2008 tarihli şikayet dilekçesinde belirtildiği üzere 04/12/2007 tarihinde vuku bulduğu ileri sürülen çek ve kaşe hırsızlığı vakıası ile ilgili olarak resmi başvurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, sahteciliğin ne şekilde sûbuta erdiğinin hükmün gerekçe kısmında denetime olanak verecek biçimde gösterilmesi, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde kararlar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.12.2013 tarihinden oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/1771, K. 2013/21091, T. 26.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2012-1771-e-2013-21091-k-8912aebd0361