Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/1507 E. 2013/20373 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/1507
- Karar No
- 2013/20373
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; mağdurun su abonesi olmak için Gaziantep Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi'ne gittiği, öğle arası olduğu için dışarıda beklediği esnada; sanığın, yanına gelerek görevli olduğunu, kendisine yardımcı olacağını söylediği, buna inanan mağdurun, sanığa bir miktar para ve sanığın bir yerle konuşacağını söylemesi üzerine cep telefonunu verdiği, sanığın parayı ve telefonu alarak olay yerinden uzaklaştığı, sanığın atılı suçu bu şekilde işlediği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27/10/2009 tarih ve 2009/6-132, 251 E-K sayılı kararı ile 27.05.2008 gün ve 127-147 E-K sayılı kararında vurgulandığı üzere; 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde yer alan “etkin pişmanlık” hükmünün uygulanabilmesi için, failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerektiği, 765 sayılı Kanun'un 523. maddesi, “iade ve tazmin esasına” dayalı bir düzenleme iken, 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi tazminden çok “pişmanlık” esasına dayandığı, “pişmanlık sonucu olan iade ve tazmin”in önem taşıması nedeniyle, iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçmesi, somut olaydaki gibi sanıktan habersiz olarak babası ve abisinin mağdurun parasını iade ettiği, sanığın beyanında ailesinin parayı iade ettiğinden haberinin ve rızasının olmadığını ve atılı suçu işlemediğini beyan etmesi gibi hallerde failin etkin pişmanlığından söz edilemeyeceği anlaşılmakla, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 18.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.