Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/1413 E. 2013/20467 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/1413
- Karar No
- 2013/20467
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. TCK’nın 158/1-g maddesinde suçun; “Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” işlenmesi nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için, basın ve yayın araçlarının dolandırıcılık suçunun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlamış olması gerekir. Failin, yarar sağlamak için gerçek olmayan bir durumu basın organında haber ya da reklam olarak yayınlatması ve bunu mağduru aldatmada kullanması halinde basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır. Bu manada gazeteler ve televizyonlar gibi görsel ve yazılı basın ve yayın araçlarının sağladığı ilân, program, haber içerikleri vb. suça konu edilebilmekte, kişiler kolaylıkla aldatabilmektedirler. Gazeteye verilen ilanın sadece sanığa ulaşılmasına yardımcı olduğu, şikâyetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı takdirde TCK’nın 158/1–g maddesinin varlığından söz edilemez. Yine şikâyetçinin basit bir araştırmayla gerçeği öğrenebileceği durumda, dolandırıcılığın nitelikli halinden bahsedilemez. Gazetede münhasıran ilan verilmesi yeterli olmayıp, ilanında hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde tarafların aldatılmasında etkisinin bulunması gerekir. Gazetede sahibinden satılık eşya ilanında, eşya tanıtılmadan soyut bir bilgilendirme üzerine verilen telefondan yapılan arama ile gelişen aldatmada, gazeteye verilen ilanın failin sadece şikâyetçiye ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikâyetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı hallerde, “basit dolandırıcılık”, ilanda eşya gerçeğine aykırı olarak tanımlanıp, orijinalinden daha ucuza gösteriliyorsa, teşhir ve gösterim üzerine mağdur yanıltılmışsa nitelikli dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır. Sanığın, 06 Aralık 2006 tarihli Posta Gazetesine bilgisayar satış ilanı verdiği, katılanın da bu ilanda belirtilen telefon numaralarını arayıp, sanıkla irtibat kurarak bilgisayar almak istediğini belirtip siparişi verdiği, bunun üzerine sanığın katılana banka hesap numarası vererek bu hesaba bilgisayar parasını göndermesini istediği, katılanın da bu hesaba 28.11.2006 tarihinde 270 TL para gönderdiği, ancak söz konusu bilgisayarın kendisine gönderilmediği, daha sonra yine aynı telefon numaralarından sanığı arayıp kendisine bilgisayarın gönderilmediğini söylemesi üzerine bu kez sanığın, katılana siparişi verilen bilgisayarın başkasına gittiğini ve aynı modelden kalmadığını biraz daha para göndermesi durumunda daha üst bir model bilgisayar göndereceklerini söylediği, buna inanan katılanın da yine 30.11.2006 tarihinde 100 TL, 04.12.2006 tarihinde 150 TL ve 04.12.2006 tarihinde 80 TL olmak üzere toplam 330 TL daha parayı sanığın bildirmiş olduğu ... Bankası Şirinyer Şubesindeki hesaba yatırdığı, ancak sanığın yine suça konu bilgisayarı göndermemesi üzerine katılanın internette yaptığı araştırmada sanığın Meriç Ercan ve Ercan Yılmaz sahte kimliklerini kullandığını tespit edip dolandırıldığını anladığı olayda, sanığın gazeteye verdiği ilanın sadece katılana ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve katılanın aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı cihetle; eylemin 5327 sayılı TCK'nın 157. maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden “basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-g maddesi uyarınca hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.12.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.