Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/66695 E. 2013/9735 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/66695
Karar No
2013/9735
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Katılanın, ... Soğanbükü köyünde oturan sanığın Nahcivanlı bayanlar için aracı olup bekar insanları evlendirdiğini öğrendiği, bu amaçla sanığın yanına gittiği, sanığın, kadınlarla evlenmek için aracılık yaptığını ve kendisini evlendireceğini, bunun için yaklaşık 10.000 TL masraf olduğunu söylediği, bu amaçla katılandan hediye ve masraflar adı altında önce 2.000 TL, pasaport masrafı adı altında 650 TL para aldığı, birlikte bu ülkeye gittikleri, burada da 7.500 TL daha para aldığı, katılana beğenmesi için kadın fotoğrafları gösterdiği, birkaç gün sonra katılana gümrükte buluşma yeri vermesine rağmen, sanığın buluşma yerine gitmediği ve katılanın telefonlarına da çıkmadığı, olayın tanık tarafından doğrulandığı, bu şekilde katılanı aldatıp kendi lehine haksız yarar sağlayarak dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, suçun sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır. 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulamasının doğru yapılmış olması karşısında tebliğnamedeki düzeltilerek onama düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini ve adli para cezalarının 5083 Sayılı kanun'un 1. maddesi ile 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04/04/2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'un 321. Maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla "100 gün" ve "2.000 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün" ve "100 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve hükümde yer alan "YTL" ibaresinin "TL" olarak değiştirilmesi suretiyle suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/66695, K. 2013/9735, T. 27.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-66695-e-2013-9735-k-93792affe3a2