Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/66315 E. 2012/43977 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/66315
- Karar No
- 2012/43977
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Dosya incelenerek gereği düşünüldü; A-Sanıklar ... ve ... hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin temyizi üzerine yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanık ...' ın 2006 yılında ... sahte kimliğini kullanarak ... limited şirketini devraldığı, Yükselen çiçekçilik sahibi ... ve ... yetkilisi ...' e kendisini ... olarak tanıtıp ... limited şirketi adına Yükselen çiçekçilikten yapma çiçek alarak ... Bankası, İskenderun şubesine ait 6.050 TL bedelli sahte çeki; ...' den ise her biri 50 kg.’ lık 299 adet gübre ve 31 koli tarım ilacı alarak ..., Kepez şubesine ait 12.000 TL bedelli sahte çeki verdiği, bahse konu yapay çiçekler ile gübrelerin emniyet görevlileri Tarafından sanığın kullandığı Çukurambar mahallesindeki ... yerinde ele geçirildiği, sanığın aynı yöntemle ... Medikal isimli ... yerini çalıştıran katılan ...' a kendisini ... olarak tanıtarak 40 bidon Proclense one step marka cerrahi alet karşılığında ... Bank, İskenderun şubesine ait 9.800 TL bedelli sahte çeki verdiği şeklindeki eylemlerinin bankanın maddi varlıklarından olan çek kullanılması nedeniyle 5237 sayılı TCK' nın 158/1-f maddesinde öngörülen bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna, Sanık ...'ın 20.04.2007 tarihinde, saat 04:30 sularında, haklarındaki hükme yönelik temyiz talebi bulunmayan ... ve ... ile birlikte müşteki ...’e ait ... bayiine, ön ve arka plakaları kapatılmış ... plakalı otomobil ile gelerek hırsızlık amacıyla etrafta keşif yaptıkları, daha sonra ellerinde ameliyat eldiveni, levye ve tornavida olduğu halde büyükçe bir taş ile anılan ... yerinin camlarını kırmak istedikleri esnada güvenlik görevlisi tanık ...' ın olayı polise bildirmesi üzerine olay yerine gelen güvenlik güçleri tarafından yakalandıkları, bu haliyle eylemin geceleyin hırsızlığa teşebbüs aşamasında kaldığına yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; sanık ... hakkındaki hükümde, teşebbüs nedeniyle cezanın indirilmesi sırasında uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK' nın 35. maddesi yerine 29. maddesinin gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, B-Sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin temyizi üzerine yapılan incelemede; Sanıkların, ...' ın dolandırıcılık eylemlerine yardım eden sıfatıyla iştirak ettiklerine dair inkara yönelik savunmalarının aksine telefon dinlemeleri dışında, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı nitelikte delil bulunmadığı esasen sanık ...'ın dinlemeye konu olan ve sanık ...'a verdiği iddia olunan 13 adet boş 2 adet doldurulmuş çeklerin asılları ele geçmemiş olması ve suçta kullanıldığının tesbitininde mümkün bulunmadığı gözetilmeksizin sanıkların beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.11.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.