Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/24688 E. 2013/8370 K.
Konu: Nitelikli Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/24688
- Karar No
- 2013/8370
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık ...'e özürlü olması sebebiyle ...'nca sakatlık maaşı bağlandığı, 27.04.1999 tarihinde ... Genel Müdürlüğü’nde işe başlaması nedeniyle sakatlık maaşının kesilmesi için katılan kuruma durumunu bildirmesi gerekirken, bu bildirim yükümlülüğüne uymadığı ve özürlü aylığının diğer sanık ... tarafından alınmaya devam edildiği, sanıkların bu şekilde 3.697,84 TL haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda; 1-Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık ...’ün hüküm tarihinden sonra 15.11.2010 tarihinde öldüğünün UYAP'tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1.maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması, 2-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Sosyal Sigortalar Yoklama Yönetmeliği’nin 73 ve devamı maddesi ile ilgili tebliğin 6 ve 7. maddeleri kapsamında; Gelir veya aylık almakta iken ölen ya da gerekli koşulları kaybedenlerin zamanında belirlenerek, öncelikle bunlar adına yapılan ödemelerin durdurulması, daha sonra da gelir/aylığın kesilerek varsa yersiz ödemelerin geri alınması amacıyla bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen usul ve esaslar dahilinde yoklama işlemleri yapılır. Malullük aylığı alanlar için kanun kapsamında sigortalı olmadıkları Sosyal Güvenlik Kurumu'nca yürütülecek yoklama işlemleri ile tespit edilir. Kurum gerekli gördüğü zaman ve hallerde belirleyeceği yöntemlerle gelir veya aylık alanlarla bunların veli, vasi, kayyım ve vekillerinin, tebliğin 6. maddesinde yer alan bilgilerinin tespiti amacıyla yoklama yaptırabilir. Yoklama işlemi gelir veya aylık ödeyen bankalar ve PTT şubelerine de yaptırılabilir. Kurumca, gelir/aylık alma şartlarının devam edip etmediğinin tespiti amacı ile gerekli görülen hallerde, kendi mevzuatlarına göre kayıt veya tescil yapan ilgili kurum, kuruluş, birlik ve odalar ile vergi dairelerinden usulüne göre düzenlenmiş belge istenebilir, gelir ve aylık alma hakkını yitirdiği tespit edilen sigortalı ve hak sahiplerinin gelir/aylık ödemeleri durdurulur. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının, gelir/aylık alma şartlarının devam edip etmediği, sigortalıların geçici iş göremezlik süresince veya vazife malullüğü ya da maluliyet aylığı alanların fiilen çalışıp çalışmadığının tespiti hususunu mahallinde inceleme yapma yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir. a)Yukarıdaki hükümler gözetilerek, katılan kurumun basit bir araştırmayla sanığın herhangi bir işte çalıştığını tespit edebilmesinin mümkün olması, denetim olanağının ortadan kaldırılmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, Kabule göre de; b)Kurumun zararının giderildiği de göz önünde bulundurularak; ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun, 18.09.2012 gün ve 2012/2-168-1776 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; koşullu bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin objektif koşulların varlığı halinde, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin olan, seçenek yaptırıma veya tedbire çevirme ya da erteleme hükümlerinden önce ve 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce re’sen, bu değişiklikten sonra ise, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi halinde mahkemece değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanması gerektiğinden, adli sicil kaydından sabıkasız olduğu anlaşılan sanık hakkında, hükmolunan hapis cezası ile ilgili olarak yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle CMK’nın 231.maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi ve sanığa verilen adli para cezasına ileride suç işlemeyeceği kanaatiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler uygulanarak, aynı fiile ilişkin tek bir hükmün iki ayrı sonuç doğuracak şekilde bölünmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.