Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/24145 E. 2013/7901 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/24145
Karar No
2013/7901
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Sanık ... .....’ın, asker arkadaşı olan....’ın gömü işleriyle ilgilendiğini bildiği için onu arayarak teyzesinin kocasının kepçe operatörü olduğunu, çalışırken altın bulduğunu ve bu altınları satmak istediğini söylediği, ...’ın da, teyzesinin oğlu olan katılana haber vermesi üzerine katılanın, sanık ........’ın ağabeyi olarak bildiği .....’ı cep telefonundan arayarak durumu sorduğu, ...’ın da buldukları altınları satmak istediklerini doğrulaması üzerine katılanın 19.04.2008 günü İzmir’e gittiği, kendisini ... ......ve...olarak tanıtan kişiler ile birlikte sanık ......’la buluştuğu, .....’ın torba içerisinde bulunan boncuk görünümündeki altınları katılana gösterdiği, katılanın bunlardan içerisinden aldığı 3 altını Erzurum’da bir kuyumcuya gösterdiği, kuyumcunun altınların gerçek olduğunu söylemesi üzerine katılanın diğer altınları almak üzere 22.04.2008 tarihinde .......’la İzmir’de buluştuğu, ... ....’ın altınların çok değerli olduğunu, ancak 15.000 TL’lik teminat karşılığında takdirde verebileceğini söylediğinden katılanın, istediği parayı ...’a verdiği, daha sonra ... ......’ın altınları getirme bahanesiyle katılanın yanından ayrıldığı ve bir daha dönmediği, bir süre bekleyen katılanın, ...ve sanık ...’ı defalarca aramasına rağmen onlara ulaşamadığı anlaşıldığından, sanık ...’ın, açık kimlikleri tespit edilemeyen kişilerle birlikte iştirak halinde gerçekleştirdiği eyleminin, dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Katılma talebi hakkında duruşmada hazır bulunan sanık müdafiine diyeceği sorulmadan katılma kararı verilmek suretiyle CMK'nın 238/3 maddesine muhalefet edilmiş ise de, sanık ile müdafiinin katılma talebine karşı itirazda bulunmayıp esasa ilişkin beyanda bulundukları anlaşıldığından, sonuca etkisi bulunmayan bu husus nedeniyle bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1) Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini, 2)Sanık hakkındaki takdiri indirim maddesinin TCK’nın 61. maddesi olarak belirlenmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "30 gün", "25 gün" ve " 500 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "4 gün" ve " 80 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi ile TCK’nın 61. maddesi yerine 62. maddesinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/24145, K. 2013/7901, T. 29.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-24145-e-2013-7901-k-06b0b1f138a2