Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/23725 E. 2013/7041 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/23725
Karar No
2013/7041
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık ... Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; manav olan katılanın işyerine gelen sanığın, kendisini ... Doğumevi Hastanesinde çalışan hemşire ... olarak tanıtıp aldığı meyve ve sebzelerin parasını bir gün sonra kredi kartıyla ödeyeceğini söylediği, ikinci gelişinde ise babasının öldüğünü söyleyerek yine aldığı malların parasını ayın onbeşinde ödeyeceğini beyan ederek toplamda 300 TL'lik alış veriş yaptığı, 10.11.2007 günü ise katılanı telefonla arayarak sipariş verdiği, katılanın siparişlerin hazır olduğunu söylemek için Doğumevini arayıp gerçek ... ile görüştüğünde dolandırıldığını anladığı ve siparişleri almak için gelen sanığın polisler tarafından yakalandığı sabit olmakla zincirleme olarak dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Hapis cezası verilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1 maddesi uyarınca belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmemiş ise de, hapis cezasının kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para ceza alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "40 gün", "50 gün" ve "1.000 YTL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "6 gün" ve "120 TL" adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/23725, K. 2013/7041, T. 16.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-23725-e-2013-7041-k-1d2cc3487c1b