Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/18189 E. 2013/1153 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/18189
- Karar No
- 2013/1153
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanığın, müştekiye ait olan Altıncıoğlu İletişim Hizmetleri isimli işyerine gelerek 100'lük kontör istediği, kontör bedelinin 14.50 TL olması nedeniyle cüzdanından 50.00 TL kağıt ve 4.50 TL bozuk parayı çıkarttığı, ancak sadece bozuk parayı verip 50.00 TL'yi tekrar cebine koyduğu, müştekinin bu miktarı vermediğini söylemesine karşın ısrar ederek 50 TL paranın üstünü alması şeklindeki eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığın sabıkasındaki ... 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 2004/526 E., 2004/779 K. sayılı ilamın ceza kararnamesi olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.02.2012 gün ve 4/522-71 sayılı kararında da belirtildiği üzere ceza kararnamesi ile verilen ve usule uygun olarak kesinleşmiş bulunan mahkumiyet hükümlerinin son karar niteliğinde olduğu, ancak genel yargılama kurallarından farklı ve kendine özgü istisnai bir yargılama yöntemi ile belirlenmiş olmaları, temyize tabi olmamaları nedeniyle tekerürre esas alınmamaları, doğurduğu sakıncalar nedeniyle bu kuruma 5271 sayılı CYY'nda yer verilmemesi, AHİM tarafından bu yöntemin ... yargılama ilkesine aykırı olduğuna karar verilmesi gibi hususlar göz önüne alındığında, ceza kararnamesi ile verilen mahkumiyetlerin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturmayacağı, diğer sabıkalarının ise suç tarihi itibari ile silinme koşullarının oluştuğunun anlaşılması karşısında tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek, hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/01/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.