Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/17480 E. 2012/44567 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/17480
Karar No
2012/44567
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Suç tarihinin 17/12/2004 olduğunun kabulü ile yapılan incelemede, suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8.maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 03/12/2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY; Müşteki, 19.07.2005 tarihli şikayet dilekçesinde “evinin pencerelerinde takılı bulunan panjurların sanık tarafından sökülerek pencerelerin yenilenmesinden sonra tekrar takılması hususunda sanık ile anlaştıklarını, 17.12.2004 tarihinde pencereler takıldığı halde panjurların geri getirilmediğini”, ifade etmiş olup 22.07.2005 tarihli ifadesinde ise sanığın “bu gün, yarın ...” diyerek 4 aydır kendisini oyaladığını beyan etmiştir. Mahkeme tarafından, suç tarihi olarak kararda şikayet tarihinden 4 ay öncesi şeklinde belirlemede bulunulmuş ise de dairemizce suç tarihinin “17.12.2004” olduğu oyçokluğu ile kabul edilmiş ve zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiştir. Burada sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf suç tarihinin belirlenmesine ilişkindir. Güveni kötüye kullanma suçlarında suç tarihi, sanığın zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunduğu veya devir olgusunu inkar ettiği tarihtir. Somut olayda sanığın müştekiye ait mal üzerinde tasarrufta bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Ancak sanığın devir olgusunu inkar ettiği bilinmektedir. Öyleyse sanığın inkar ettiği tarihin belirlenerek suç tarihi olarak kabul edilmesinde ve zamanaşımı süresinin belirlenen tarihten itibaren başladığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Sanığın devir olgusunu ilk defa ne zaman inkar ettiğinin açıkça belirlenememesi halinde müştekinin beyanına itibar edilmelidir. Müşteki sanığın kendisini 4 aydır “bugün yarın” diyerek oyaladığını iddia etmiştir. Bu oyalamalar müştekinin şikayetine kadar sürmüştür. Başka bir ifade ile sanık müştekiye ait malı iade etmeyeceğini söylememiş aksine, şikayet tarihine kadar iade edecekmiş gibi bir görüntü vermiştir. Sanığın bu tavrına inanan müşteki de gecikmeye rıza gösterip şikayetçi olmamıştır. Yani müşteki sanıktan umudunu keserek şikayet dilekçesi verdiği 19.07.2005 tarihine kadar sanığın işi geciktirmesine rıza göstererek bir nevi sözleşmenin vadesini uzatmıştır. Müştekinin sanığın malın teslimini geciktirmesine rıza gösterdiği süreler içerisinde yer alan 17.12.2004 tarihinin suç tarihi olarak kabul edilmesi akla ve hukuk mantığına uygun düşmemektedir. Bu nedenle suç tarihinin sanığın müştekiye ait malın iadesinden kaçındığının müşteki tarafından anlaşıldığı tarih olan 19.07.2005 tarihi olarak kabulü gerekmektedir. Suç yeni yasa döneminde işlenmiştir. Buna göre uygulama yeri olmayan 765 sayılı mülga Ceza Kanununun 102/4 ve 104/2.maddelerine göre verilen düşme kararı hukuka uygun değildir. Ancak sanığın TCK.nun 155/2.maddesi yerine uygulama olanağı bulunmayan 765 sayılı mülga Ceza Yasasının 510.maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/17480, K. 2012/44567, T. 03.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-17480-e-2012-44567-k-79d63849efd7