Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/17194 E. 2012/43076 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/17194
Karar No
2012/43076
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığın daha öncekasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanıkhakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda;sanığın, 24.01.2007 tarihinde konut alım satımı yapan müştekiye giderek yurtdışında bulunan ağabeyi ...'a konut alacağını söyleyerek pazarlık yaptığı, telefonla yurtdışını arayıp ağabeyi diye söylediği kişiyle görüştüğü, ilk etapta 50.000 Euro daha sonra 30.000 Euro Akbank ... şubesine gönderileceği, müştekinin sanıktan ehliyet istediğini fakat vermediğini ve işyerinden ayrıldığını, ... diye kendini tanıtan kişinin şikayetçiyi arayarak hangi banka ile çalıştığını sorduğu, daha sonra tekrar arayarak bankaya para çıkardığını, paranın 15.000 Eurosunu kardeşine vermesini istediğini, babasının kalp rahatsızlığı olduğunu, acilen ...'ya gitmesi gerektiğini söyleyerek müştekinin sanığa 2500 TL para verdiğini, daha sonra bankayı arayarak dolandırıldığını anlayıp şikayetçi olduğu, bu şekilde sanığın şikayetçiyi dolandırarak 2500 TL aldığı şeklindeki eylemde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. TCK.nun 157.maddesi uyarınca hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmolunmaması sanık aleyhine temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yerinde görülmeyen sanık müdafiinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığın ve mağdurun "olay nedeniyle sanığın mağdurdan aldığı 2.500,00 TL nin 2.300,00 TL'sinin mağdura ödendiğine" dair beyanları da dikkate alınarak, kısmi geri verme ve tazmin nedeniyle mağdurun rızası olup olmadığı ve tazminin bizzat pişmanlığa dayalı olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşulları belirlenmeden eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/17194, K. 2012/43076, T. 09.10.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-17194-e-2012-43076-k-f9e152cc8834