Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/16913 E. 2012/42581 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/16913
- Karar No
- 2012/42581
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Sanık ... hakkında verilen hükmün incelenmesinde; Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 2- Sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükmün incelenmesinde, Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; katılan ve sanıkların aynı köyde yaşadıkları, katılanın yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında, ekonomik durumu yaşadığı sosyal çevreye göre gayet iyi olan katılanın sanıklara özel işlerini ve tarladaki zirai faaliyetlerini yaptırdığı devamlı surette de akraba ve komşu olduğu sanıklarla görüştükleri ve aralarının gayet iyi olduğu ve herhangi bir husumetlerinin de bulunmadığı sanıkların savunmalarından anlaşılmış, katılanın ekonomik durumundan faydalanmak isteyen sanıklar kendi aralarında anlaşmak suretiyle katılanın evinin önüne içinde altın ve tarihi eser olduğu intibaını verdikleri bir küpü gömmek suretiyle katılanı etkileri altına aldıkları, katılanın yaşlılığından istifade etmek suretiyle etkileri altına aldıkları ve psikolojik baskı ile katılandan değişik zamanlarda para temin ettikleri, bu anlamda hileli davranışlarla katılanı kandırmak suretiyle kendilerine haksız menfaat temin ettikleri şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanıklar ve müdafiinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 02.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.