Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/14246 E. 2012/38722 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık Suçuna Teşebbüs
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/14246
- Karar No
- 2012/38722
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık Suçuna Teşebbüs
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık suçuna teşebbüs HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; Sanığın, mülkiyeti eşi ...’ye ait olan ... İlçesi ... köyünde bulunan 703 ve 884 parsel numaralı arazilerini, eşi ... ’ın, 17.03.2004 yılında vefat etmiş olmasına rağmen, arazilerinin kendisinin tarımsal amaçlı kullanımına izin veren 19.07.2005 tanzim tarihli Muvafakatname belgesini, eşi ... adına imzalayarak diğer belgeler ile birlikte Doğrudan Gelir Desteği Ödemesinden yararlanmak üzere Tarım İlçe Müdürlüğüne ibraz ettiği, İlçe Tahkim Komisyonunca yapılan araştırmada, arazilerin tarımsal amaçlı kullanımına izin veren muvafakatname belgesinin altındaki imzanın, sanık tarafından, vefat eden eşi adına atıldığının tespit edilmesi üzerine, sanığa, Doğrudan Gelir Desteğinden faydalanmış olsaydı kendisine ödenecek olan 476,75 TL paranın ödenmediği, sanığın hesap edilen parayı alamadan yakalanması şeklinde gerçekleştiği iddia olunan ve dolandırıcılığa teşebbüs olarak kabul olunan eylemde, Sanığın, yargılama dosyasında bulunan, Doğrudan Gelir Desteği Ödemesinden faydalanmak üzere Tarım İlçe Müdürlüğüne ibraz ettiği arazi bilgileri formunda; 703 ve 884 parsel numaralı arazilerinin mülkiyetinin eşi ... adına kayıtlı olduğunu bildirdiği, müracaatı sırasında, ekip biçtiği arazilerinin niteliği ve büyüklüğü hususlarında gerçeğe aykırı bir bildirimin söz konusu olmadığı, sanığın hazırlık aşamasında verdiği 30.09.2005 tarihli ve kovuşturma aşamasında verdiği 12.07.2006 tarihli ifadelerinde; söz konusu arazilerinin kadastro işlemleri sırasında eşinin üzerine kayıtlandığını, aslında yıllardır arazileri, fiilen kendisinin tarımsal amaçlı olarak kullandığını beyan ettiği, tarım mühendisi ve kadastro teknisyeninin, 22.07.2005 tarihi tanzim ettiği bilirkişi raporunda da; 703 numaralı arazi üzerinde buğday ekili olduğunun, 2005 ve 2006 yıllarında tarımsal üretimin yapıldığının tespit edildiği, arazilerin bulunduğu ... Köyü Muhtarı ...’ın, 06.12.2006 tarihli tanık olarak verdiği ifadesinde; arazilerin sanık tarafından tarımsal amaçlı olarak kullanıldığının beyan edilmesi karşısında; sanığın, tarımsal amaçlı olarak kullandığı ve gerçekte var olan arazilerine ilişkin doğrudan gelir desteği ödemesinden yararlanmak için Tarım ilçe Müdürlüğüne, eşi adına imza atarak oluşturduğu muvafakatname belgesiyle başvuruda bulunma eyleminde, suç kastının bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkümiyetine hükmolunması, Kabule görede; Suç tarihinde 65 yaşını bitirmiş bulunan sanık hakkında verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK'nun 51/3.maddesi uyarınca aynı kanunun 1.fıkrasında seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.