Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/14086 E. 2012/38707 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/14086
- Karar No
- 2012/38707
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK.nun 58.maddesinin uygulanmamasındaki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanığın olay tarihinde müştekinin hayvan pazarında sattığı 13 adet keçiyi almak için müştekinin yanına gittiği ve parasını peşin vereceğini beyan ederek pazarlık yaptıkları, pazarlık sonucu anlaşarak parayı bankada ödeyeceğini bildirerek, birlikte gitmeyi teklif ettiği, sanığın bankaya gitmeden önce güven sağlamak amacı ile cep telefonu ile birisini arayarak 1000 YTL parayı bankaya havale etmesini söylediği, müştekinin hayvan pazarında başka hayvanlarının bulunması nedeni ile tanık ...'un sanıkla birlikte bankaya gitmesini istediği, birlikte bankaya gittiklerinde sanığın sıra numarası aldığı ve tanığa sırada beklemesini söylediği, tanığın ise, söz konusu parayı kimin gönderdiğini ve kimin alacağını bilmediği için bu teklifini kabul etmemesi üzerine sinirlenerek tanıkla birlikte bankadan çıkarak araca binip şehir dışına çıkdıkları,sanığın yol kenarında tanığı araçtan indirerek aldığı hayvanları götürdüğü anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmememiştir. Ancak, Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan "YTL" ibaresinin "TL" olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.