Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/13966 E. 2012/37954 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/13966
Karar No
2012/37954
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Bankanın Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık, Resmi Belgesi Sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanık ...'un, araç satın almak için izmir'den Aydın iline gittiği, istediği aracı bulduktan ve pazarlık yaptıktan sonra abisi müşteki ...'u aradığı, müştekinin, 23/12/2006 cuma günü Aydın Ziraat Bankasına 24,000 TL parayı banka havalesiyle gönderdiği, sanık ...'nin gün içerisinde Nazilli ilçesindeki kız arkadaşının yanına gittiği, akşam saatlerinde abisini arayarak parayı çekemediğini, çekse bile işlemlerin yetişemeyeceğini belirterek İzmir'e geri döndüğü, pazartesi günü paranın çekilmesi ve aracın teslim alınması için tekrar Aydın'a döndüğü, bankaya gitmesine rağmen, banka görevlilerinin, söz konusu paranın pazartesi günü ... tarafından çekildiğini söyledikleri, kimlik fotokopisinin sanığa gösterildiği, sanığın, fotoğrafın kendisine ait olmadığını söylediği, bunun üzerine banka görevlileriyle birlikte polise gidilerek ihbarda bulunduğu, sanık ...'nin hareketlerinden şüphelenilmesi üzerine kolluk tarafından yapılan üst aramasında, sanığın üzerinde, kimlik bilgileri kendisine ait olan fakat sanık ...'a ait fotoğrafın yapıştırılmış olduğu sahte nüfus cüzdanının ele geçirildiği, sanığın, bu nüfus cüzdanını olay tarihinden önce, taksicilik yaptığı aracın arka koltuğunda bulduğunu, fotoğraftaki sanık ...'i tanıdığını, kendisine şaka yapıldığını düşündüğünü, sanık ...'i İzmir'de aramasına rağmen bulamadığını, emniyette de, korktuğu için kendisinde böyle bir sahte kimlik bulunduğunu söylemediğini belirttiği, sanık ...'in yanında evrakı tefrik edilen ve yakalanamayan ...ile birlikte bankaya giderek, müşteki tarafından gönderilen parayı sahte nüfus cüzdanıyla çektiği, bankaya ibraz edilen sahte kimlikle, sanık ... üzerinde ele geçirilen sahte kimliğin aynı olmadığı, Banka görüntü kayıtları ve banka personeli ifadelerine göre, paranın sanık ... tarafından sahte kimlikle çekildiğini, yanındaki kişiyle muhatap olmadıklarını, bu kişinin sürekli telefonla konuştuğunu, banka tarafından, arayan kişilere, kurumlar dışında, havale gelip gelmediğinin söylenmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, sanık ..., kimliği aracında bulduğunu belirtse de, sanık ... beyanına göre, kimliğin olaydan sonra araca atıldığının belirtildiği, ayrıca her iki kimliğin seri numaraları ve düzenlenmesi farklı olduğu, buna göre, olaydan önce birden fazla sahte kimlik çıkarıldığının anlaşıldığı, müşteki tarafından havaleyle para gönderilmesinin sanık ... dışındaki kişilerce bilinmemesi, banka tarafından bu hususta bilgi de verilmemesi karşısında sanık ..., ... isimli kişilerin planlı olarak hareket ederek nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının işlendiğinin iddia edildiği olayda, Sanıkların daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum oldukları anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı "kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma" nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklar üzerine yüklenen suçun 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesinde düzenlenen bankanın aracı kılınması suretiyle mağdur ... ... yönelik dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde oluşa ve dosya kapsamına uymayan ve davaya katılmayan, mağdurun zararını ödemeyen bankanın zarar gördüğü kabul edilerek aynı yasanın 158/1-e, 35 maddeleri kapsamında bankanın zararına dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hüküm kurulması, dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyetleri bulunan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK' nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmamasındaki isabetsizlik ve sanık ... hakkında TCK'nın 158/1-e, son maddesi gereğince 3 yıl hapis cezasına hükmedildikten sonra aynı yasanın 35/2 maddesi gereğince ¾ oranında indirim yapılırken 9 ay hapis yerine 6 ay hapis denilerek ve sonuç olarak bütün arttırım ve indirimlerden sonra 7 ay 15 gün hapis yerine 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına denilerek, sanıklar hakkında eksik ceza tayin edilmiş ise de, aleyhlerine temyiz olmadığından bu hususlar bozma sebebi yapılmamıştır. 1-Sanık ...'a ve sanık ...'a yüklenen Resmi Belgede Sahtecilik, sanık ...'a yüklenen Bankanın Zararına Dolandırıcılığa Teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı Yasa'nın 53.maddesi 1.fıkrasının a.b.d.e bendinde yer alan hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, aynı fıkranın c bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması ve adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlere "sanıkların 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1/a, b, d, e bendindeki haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 53/1-c bendindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma haklarından koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına" cümlesi eklenmesi ve hükümlerde yer alan "YTL" ibaresinin "TL" olarak değiştirilmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2-Sanık ...'a yüklenen Bankanın Zararına Dolandırıcılığa Teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık ...'un müşteki...'un kardeşi olduğu, müştekinin, sanıktan şikayetçi olmaması karşısında, sanığın müşteki kardeşi ile aynı konutta oturduğunun tespit edilmesi halinde 5237 sayılı TCK'nın 167/1 maddesine göre sanık hakkında ceza verilemeyeceği, aynı konutta oturmaması halinde , suçun aynı yasanın 167/2 maddesine göre şikayete tabi olacağı ve cezada indirim yapılacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 28/05/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/13966, K. 2012/37954, T. 28.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-13966-e-2012-37954-k-d9013851bd13