Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/13459 E. 2012/37743 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/13459
Karar No
2012/37743
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında TCK.nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; Sanığın, cep telefonu mağazasının önünde oturan mağdurun yanına giderek karşı tarafta bulunan bisikletçiyi tanıyıp tanımadığını sorduğu daha sonra mağdura; kendisine ait cep telefonu dükkanından ayrılamayacağını söyleyerek tüpçüde bulunan fiş ve parasını getirip getiremeyeceğini sorduğu, mağdurun bunu kabul etmesi üzerine sanığın tüpçü dükkanını mağdura tarif ettiği, güvence olarak da mağdurun cep telefonunu aldığı, mağdurun tüpçüye gittiğinde tüpçünün sanığı tanımadığını söylediği, geri dönen mağdurun sanığı göremediği, sanığın cep telefonu ile ortadan kaybolması şeklinde gerçekleşen eylemde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak, Katılanın davada Baro tarafından görevlendirilen avukat tarafından temsil olunduğu gözetilmeden, lehine vekalet ücretine hükmolunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu husus aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan katılan lehine hükmedilen vekalet ücretiyle ilgili kısmın karardan çıkarılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/13459, K. 2012/37743, T. 24.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-13459-e-2012-37743-k-791b203c247d