Yargıtay · 14. Hukuk Dairesi
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2008/8650 E. 2008/10345 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/8650
- Karar No
- 2008/10345
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.04.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil, olmadığı takdirde bedel istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 02.03.2007 tarihli adi yazılı sözleşmeye dayalı mülkiyet aktarımı, ikinci kademedeki istek ise, satış bedelinin iadesi taleplerine ilişkindir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, her iki istek kalemi de reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. 1- Borçlar Kanunumuz kural olarak, sözleşmelerin yapılışını bir şekle tabi tutmamıştır. BK. m.11/I hükmü uyarınca “akdin sıhhati, kanunda sarahat olmadıkça hiç bir şekle tabi değildir”. Ne var ki kanun, “…taraflardan birinin veya her ikisinin, bazen de üçüncü kişilerin veya kamunun menfaatini korumayı, hukuki güvenliği sağlamayı” amaçlamışsa şekil zorunluluğu getirebilir. Davada dayanılan 02.03.2007 tarihli adi yazılı sözleşme şarta bağlı taşınmaz satış vaadi sözleşmesidir. Gerçekten, Borçlar Kanununun 149. maddesi hükmü uyarınca bir akdin mevzunu teşkil eden borcun mevcudiyeti gelecekteki bir hadisenin tahakkukuna bağlanmış ise o akit şarta bağlı akit olur. Somut olayda taraflar, sözleşmelerinde 271 parselin önce kayıt maliki olan kişilerden satın alınacağını, ardından taşınmazın 7000 m2’lik kısmının davacı adına satılacağını kararlaştırmıştır. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 271 parselden davacının pay satın aldığı, ancak aldığı paydan sözleşme uyarınca davacıya pay geçirmediği anlaşılmaktadır. Dava, bu sonucu sağlamak amacıyla açılmıştır. Kuşkusuz, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin amacı ileride taşınmaz mülkiyetinin devrini sağlamaktır. Başka bir anlatımla, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi yapılmakla vaad borçlusu ileride taşınmaz mal mülkiyetini vaad alacaklısına geçirme (yeni bir sözleşme yapma) taahhüdünde bulunur. Ancak, Borçlar Kanunun m.22/II hükmüne göre kanun iki tarafın yararına bir sözleşmenin geçerli olmasını şekil koşuluna bağlamışsa yasanın öngördüğü şekil ön akitte (satış vaadi yapılması halinde) de aranır. Gerçekten, Borçlar Kanunu m.213/II taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde şekil şartını öngörmüştür. Bunun yanında TMK m.706’ya göre de taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekilde düzenlenmesi zorunludur. Resmi senedin düzenleneceği yer ise 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26. maddesi gereğince Tapu Sicil Müdürlüğü veya 1512 sayılı Noterlik Kanunu m.60/3 ve aynı Yasanın 89. maddeleri hükmünce Noterliklerdir. Demek oluyor ki, taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri BK.213, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26, 1512 sayılı Noterlik Kanununu 60. ve 89. maddeleri hükmünce tapu sicil müdürlüklerinde ve noterlerde düzenlenme şekilde yapılabilir. Dava konusu olayda ise, mülkiyet devri amacı güden 02.03.2007 tarihli adi yazılı geçersiz olan bu sözleşmeyle 271 parseldeki bir kısım payın davacı adına geçirilme olanağı yoktur. Açıklanan bütün bu nedenlerle mahkemece doğru olarak hüküm kurulduğundan mülkiyet isteminin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun davacının temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davada ikinci kademede geçersiz sözleşmeyle yapılan ödeme tutarının iadesi istenilmiştir. Bu isteğin hukuki dayanağı sebepsiz zenginleşmedir. Davacının delil olarak bildirdiği 20.12.2006 tarihli banka havalesinde davalıya 30.000.00 YTL.nin “Sümbülağası arsa bedeli” olarak gönderildiği notu yazılıdır. Kısaca davacı, yasanın öngördüğü yazılı delille arsa bedeli olan 30.000.00YTL.yi davalıya ödediğini kanıtlamıştır. Mahkemece yapılan bu saptama doğrultusunda davacının ikinci kademedeki alacak isteminin kabulü gerekirken kanıtlanamadığından söz edilerek reddedilmiş olması yasaya aykırıdır. Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.