Yargıtay · 14. Ceza Dairesi
Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/14962 E. 2013/857 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 14. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/14962
- Karar No
- 2013/857
- Karar Tarihi
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık ...’nun yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 03.02.2010 gün ve 2008/441 Esas, 2010/81 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın cebir kullanarak mağdureyi basit tıbbi müdahale ile iyileşebilir şekilde yaraladığı anlaşıldığından, teblinağmede yer alan 5237 sayılı TCK.nın 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği yönündeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanık hakkında hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğun koşullu salıvermeye kadar uygulanacağı, alt soyu haricindekiler yönünden ise bu hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK.nın 53/1. maddesi gereğince hükmedilen hak yoksunluğu ile ilgili bölümlerin çıkarılarak, bunun yerine “Sanığın 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile
haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.01.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Sanık ... ile mağdure ...’in bir müddet arkadaşlık yaptıkları, mağdurenin ayrılmak istemesini hazmedemeyen sanığa kesin kararlı olduğunu söylemek için konuşma yerine gelen mağdureyi sanığın darp ederek zorla arabasına bindirip mağdureyi 3-4 km uzaklıktaki bir mevkiye götürdüğü, mağdurenin götürüldüğünden haberdar edilen okul müdürünün sanığa telefon açması üzerine sanığın, soruşturma başlamadan önce mağdureyi geriye getirip okulun önüne bıraktığı, mağdurenin kaçırılma esnasında mukavemetinin kırılmasına yönelik basit tıbbı müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmış olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki oluşta ihtilaf bulunmayan olayda yerel mahkemece TCK 110 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamış, dairemiz sayın çoğunluğu da bu uygulamayı bozma nedeni yapmamıştır. Mağdurenin kaçırılması sırasında basit nitelikte yaralandığı ve dolayısı ile mağdurenin şahsına zarar dokunduğu düşüncesi ile indirim maddesinin uygulanmamıştır. Etkin pişmanlık başlıklı TCK.nın 110. maddesinde “yukarıdaki maddedeki suçu işleyen kişi, soruşturmaya başlamadan önce mağdurun şahsına bir zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.” denilmektedir. Madde metninde geçen “yukarıdaki maddedeki suç” 109. maddedeki hürriyetten yoksun kılma suçudur. TCK.nın 109/1 maddesi suçun basit halini düzenlerken, 109/2, 3, 4 ve 5. maddeleri ise cezanın ağırlaştırılmış hallerini içeren nitelikli hallerini düzenlemektedir. Dolayısı ile TCK 110. maddesindeki indirim maddesi 109. maddenin tüm fıkralarını kapsamaktadır. TCK.nın 110. maddesindeki indirim yapılması için “mağdurun şahsına bir zarar dokunmaksızın” şartının suçun işlenmesi sırasında oluşan yaralamaları kapsamadığı, suçun gerçekleşmesinden, suçu gerçekleştirmeye yönelik mukavemetin kırılmasından sonra şahsa verilen zararları kastettiği anlaşılmaktadır. Zira maddenin başında, “yukarıdaki suçu işleyen kişi” denilmektedir. Bu suçu işleyen kişi suçun basit halini işleyebileceği gibi TCK 109/2. maddesindeki nitelikli halini de işleyebilir. TCK 110. maddesindeki düzenlemede, etkin pişmanlığın suçun basit halinde uygulanacağına ancak nitelikli hallerden olan yaralama ile oluşursa uygulanamayacağına ilişkin bir ayırım yoktur. TCK 110. madde bir istisna getirmeksizin 109. maddeye bütünüyle bir atıf yapmaktadır. Eğer yasa koyucu mağdurun şahsına zarar dokunmaksızın ibaresinden mukavemet kırma sırasında oluşan basit nitelikteki zararları da kastetmiş olsa idi pekala suçun nitelikli hallerde işlenmesi hallerinde indirim maddesinin uygulanmayacağını açıkça belirtebilirdi. Bu yapılmadığına, aksine indirim maddesinin maddedeki suçun tüm hallerini kapsayacak şekilde atıf yapmasına göre, indirim maddesini suçun nitelikli halinde uygulama dışı bırakacak bir yorum yasanın düzenleniş amacına ve metnine açık bir aykırılık olacaktır. Keza böylesine bir yorum tamamlanmış ve devam eden suçlardaki suçun netice ve zararlarını azaltmak için sanıkları ödüllendirmeye yönelik davranışları cesaretlendirip, teşvik etmeyeceği gibi devam eden eylemdeki haksızlık boyutunu herhangi bir saikla sonlandıran sanık davranışı ile bunu sonlandırmayan sanık davranışına aynı cezayı vermek gibi bir ceza adaletsizliğine de sebebiyet verecektir. Bu eşitsizlik aynı zamanda yasanın açık maddesine rağmen yapılmış olacaktır Yine aksi kabul ile yapılan uygulamanın doğuracağı diğer bir örnekte, basit yaralamaya göre daha çok etki bırakacak şekilde mağdureyi ağır bir tehditle kaçırıp daha sonra bırakan bir sanık, mağdurenin şahsına zarar vermedi diye bu maddeden yararlanabilecekken, hürriyetini yoksun kıldığı mağdureyi pişmanlıkla bırakan başka bir sanık, suçu gerçekleştirirken itiş kakış sırasında mağdurenin basit yaralanması nedeniyle indirim maddesinden yararlanamayacaktır. Diğer bir halde de, ağır bir tehditle suçu işleyen ama mağdureyi serbest bırakmayan biri ile, basit yaralama ile suçu işleyip sonra pişman olup, mağdureye hiçbir zarar vermeksizin serbest bırakan kişi aynı cezayı alacaktır. Bu durumdaki farklılıklar, yasa koyucunun nitelikli haller arasındaki bilerek yaptığı bir tercihine veya yasanın eşitsiz düzenlemesine değil, yasada öngörülmediği halde şahsi zararın hangi aşamada verilen zarar olduğu konusunda ayırım yapılmamasına bağlı yorumdan kaynaklanacaktır. Somut olayımızda, hürriyetten yoksun bırakma eyleminin gerçekleştirilmesine yönelik mukavemetin kırılması sırasında mağdure, BTM ile giderilebilecek şekilde yaralamıştır. Sanık 20-30 dakika sonra, soruşturma başlamadan önce mağdureyi okulun önüne geri bırakmıştır. Sanık, TCK 110. maddesinde belirtildiği şekilde 109/2. maddesindeki suçu işleyen kişi olarak, suçun gerçekleştirilmesi için mukavemet kırılması hali dışında, sonraki aşamada mağdurenin şahsına herhangi bir zarar vermemiştir. TCK 110. maddesinin açık hükmüne göre sanığın ceza indiriminden yararlanması gerekir. Açıklanan nedenlerle dairemizin sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.