Yargıtay · 13. Hukuk Dairesi

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2006/11163 E. 2007/2153 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
13. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/11163
Karar No
2007/2153
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıdan 2000 yılı içerinde borç para istediğini,kıymetli bir taşınmazın üzerine 2 kat haciz konulması ve aylık faizi ödenmesi şartıyla borç para vermeyi kabul ettiğini, İcra Müdürlüğünde bir kısım evrakları imzalayıp, tapudaki taşınmaz üzerine haciz konulmasına dair yazının imzalanıp davalıya verildiğini, tapudaki işlem yapıldıktan sonra paranı vereceğim diyerek ayrıldığını, 10.000.000.000 Tl. yerine 500.000.000 Tl. verdiğini icra takibinin kesinleşip haciz işlemlerinin sonucunda taşınmazının satışının gerçekleşip bedelinin davalıya ödendiğini, halen de dosyaya borçlu bulunduğunu, icra dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile alacaklıya ödenen bedelin tahsilini, duyduğu üzüntü ve elem karşılığı manevi tazminata hükmedilmesini dilemiştir. Davalı, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, menfi tespit davasıdır. Davacı eldeki bu dava ile davalıdan alacağı borç paraya karşılık hakkında açılan icra takibine aynı gün itiraz etmeyerek kesinleştirildiğini ve adına kayıtlı tapulu taşınmaza haciz konulduğunu, buna karşılık davalının kendisine vermeyi vaaddettiği 10.000.000.000 Tl. dan sadece 500.000.000 TL.yi verip kalanını vermediğini, üstelik haczin uygulanıp taşınmazın satıldığını satış bedelinin alacaklı-davalıya ödendiğini, halen de dosyaya borçlu olduğuna, davalının bu tutum nedeniyle ticari itibarinin sarsıldığını ve eşinden boşandığını, ileri sürmüş, davalı ise davacıya borç para verdiğini ödenmeyince takibe geçtiğini, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece ispat yükünün davacıda olduğu, yemin delilinede kullanmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. ... 1.İcra Müdürlüğünün 2000/927 sayılı takip dosyasıyla davalı-alacaklının 28.3.2000 tarihinde 20.000.000.000 TL. asıl alacak için takibe geçtiği aynı gün davacı borçlu ödeme emrini tebellüğ ettim, ödeme emrine ve takibe karşı bir diyeceğim yoktur. Sürelerden feragat ediyorum” şeklindeki beyan ile takibin kesinleşdiği, bilahare haciz yazısının tapuya işlendiği ve davacıya ait taşınmazın satılarak paraya çevrildiği ihtilafsızdır. Takibin belgeye dayanmadığı takip talebinden anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; İcra İflas kanunun 72. maddesi çerçevesinde, girişilmiş bir icra takibine konu borcun bulunmadığının tespiti istemiyle açılan davaların takip alacaklısı, takibe konu ettiği alacağın varlığını, yasal delillerle kanıtlamak durumdadır. Dolayısıyla görülmekte olan davada ispat yükü takip alacaklısı durumundaki davalıya aittir. Davalı alacağın varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (Y.H.G.K.nun 2002/13-1072 E.ve 2002/1071 K.sayılı kararı). İspat külfetine ilişkin bu saptama istirdat davası bakımından da geçerlidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2.2.1982 gün ve 1980/3-147, 1982/73 sayılı kararı “belgesiz olarak yapılan ilamsız icra takiplerine itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşmesi sonucu takip konusu borç ödendikten sonra açılan geri alma davalarında ispat yükünün davalı durumunda olan alacaklıya ait olacağı vurgulanmıştır. Yargıtay’ın ve Dairemizin kararlılık kazanmış İçtihatları da bu yöndedir. (11.Hukuk Dairesinin 22.6.1984 tarih 3276-3641, dairemizin 14.10.1982 tarih 5244-5957 sayılı kararları). Ayrıca ödeme emrine itiraz edilmemesi sonucu icra takibinin kesinleşmesi takip hukuku yönünden sonuç doğurur. Öyle olunca, davalı alacaklın,senetsiz takip konusu yaptığı 20.000.000.000 Tl. alacak için borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında, ispat yükü davalı alacaklıya yüklenerek, 20.000.000.0000 Tl. alacak yönünden delilerini ibraz olanağı sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek davacı borçluya yüklenmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/11163, K. 2007/2153, T. 16.02.2007, www.arakarar.com/karar/yargitay-13-hukuk-dairesi-2006-11163-e-2007-2153-k-8958bdae4758