Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6270 E. 2025/5973 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6270
Karar No
2025/5973
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 07.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...’ın Karsı Oy Yazısı; Somut olayda; şikayetçi/borçlu vasisinin kısıtlı hükümlüye diğer fesih nedenleriyle birlikte satış ilanının borçluya usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle ihalenin feshini talep ettiği, İzmir 8. İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine, şikayetçi/borçlunun ihale bedelinin %5’i oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verildiği, şikayetçi/borçlunun istinaf talebi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 22.05.2025 tarih ve 2025/229 E.-2025/1143 K. sayılı kararıyla istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, bu kararın şikayetçi/borçlu vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. 7201 sayılı Yasanın “Mevkuf ve mahkûmlara tebligat” başlıklı 19. maddesi; “Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder.” hükmünü içermektedir. Öte yandan Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 28/2. maddesinin atfı ile yine aynı Yönetmeliğin 19. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 1 yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum edilmiş olup kanuni temsilci atanmış olanlar adına tebligatın, kanuni temsilcilerine yapılacağının düzenleme altına alındığı görülmektedir. İzmir 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.03.2023 tarihli, 2023/657 E.-2023/531 K. sayılı kararıyla; borçlu ... tahliye edilinceye kadar Türk Medeni Kanunu’nun 407/1. maddesine göre kısıtlanmasına ve kendisine ...’in vasi olarak atanmasına karar verildiği görülmektedir. İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2018/13821 Esas sayılı dosyasında 27.11.2023 tarihinde satış kararı alındığı, satış memurluğunca hazırlanan satış ilanı tebliğ zarfında ve mazbatasında muhatabın "..." şeklinde yazıldığı, "Borçlu ... Vasisi ..." şeklinde ibarenin yer almadığı, bu satış ilanının belirtilen şekilde 04.03.2024 tarihinde TK'nın 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. TK'nın 9. maddesi; "Davetiye aşağıdakı kayıtları ihtiva eder: 1. Tarafların ve varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile ikametgah veya mesken yahut iş adreslerini, 2. Anlaşılacak şekilde kısaca tebliğin mevzuunu, 3. Davet edilen şahsın hangi mercide ve hangi gün ve saatte hazır bulunması lazımgeldiğini ve bu merciin yerini, 4. Kanunlarına göre davetiye ve celpnamelere derci icabeden sair hususları, 5. Davetiyeyi çıkaran merciin mührünü ve mahkeme başkatibinin ve diğer mercilerde salahiyetli memurun imzasını." , TK'nın 11. maddesi; "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır. Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır. Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır.", TK'nın 23. maddesi; "Tebliğ bir mazbata ile tevsik edilir. Bu mazbatanın: 1. tebliği çıkaran merciin adını, 2. tebliği istiyen tarafın adını, soyadını ve adresini, 3. tebliğ olunacak şahsın adını, soyadını ve adresini, 4. tebliğin mevzuunu, 5. tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu, 6. tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığını, 7. 21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi, 8. tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı, 9. tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını, İhtiva etmesi lazımdır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda, yukarıda açıklanan Tebligat Kanun'unun ilgili maddeleri bir arada değerlendirildiğinde; şikayet konusu satış ilanı tebligatının "borçlu/mahkumun vasisi..." şeklinde ibare yazılmak suretiyle tebliğe çıkartılması gerekir ve beklenirken, emredici nitelikteki bu düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa aykırı olarak borçlu asilin ismi yazılmadan ve "Vasi" açıklaması da yapılmadan "..." muhatap kılınarak gönderilen satış ilanı tebligatı şikayetçi ... yönünden yok hükmünde olup hukuki sonuç doğurmaz. Şu hale göre, tebliğ tarihi itibariyle vesayet altına alınan borçlu/mahkum yönünden takip edilen tüm işlerde vasiye yönteme uygun şekilde tebligat yapılması zorunlu olduğundan, muhatap olarak "borçlu asil ismi ve/veya vasi sıfatı" belirtilmeksizin çıkartılan tebligatın usulüne uygun olup olmaması da sonuca etkili değildir. Netice itibariyle İİK'nın 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya (varsa vekiline/vasisine şeklinde ibareyle) tebliğ edilmelidir. Dairemizin süreklilik arz eden içtihatlarına göre satış ilanı tebligatının bulunmaması başlı başına ihalenin feshi nedenidir. Belirtilen nedenlerle; mahkemece ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirdiğinden, Dairemizin sayın çoğunluğunun aksi yöndeki onama görüşüne katılamıyorum.07.10.2025

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/6270, K. 2025/5973, T. 07.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-6270-e-2025-5973-k-771e9834609c