Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/1821 E. 2025/3867 K.

Konu: Alacaklıyı Zarara Uğratmak İçin Mevcudu Eksiltmek

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1821
Karar No
2025/3867
Karar Tarihi
Konu
Alacaklıyı Zarara Uğratmak İçin Mevcudu Eksiltmek

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek HÜKÜM : Mahkumiyet Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Ceza muhakemesinin amacının hukuken geçerli kanıtlarla hiç bir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olması ve temyiz kanun yolundaki hukuki denetimin maddi gerçeğin tespitinde muhakeme ve mantık kurallarına, bilimsel gerçeklik ve bulgulara uyulup uyulmadığını da kapsadığı gözetilerek yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesince sanığın beraatine dair karar verildiği, kararın istinaf edilmesi sonucu, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak, sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince, vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Anılan bu düzenlemeler gereğince tebligatın vekile yapılması ile yasal süreler işlemeye başlar. Yine bu tarihe göre takip kesinleştirilerek takibe devam işlemleri yapılır.İlamlı icra takibinin hukuki sonuç doğurması açısından ilamda yazılı borçlu vekiline tebligat yapılması mümkün ise de; vekile tebliğ zorunluluğunun bulunması, asile tebligat yapılması lüzumunu ortadan kaldırmaz. Zira, 2004 sayılı İcra-İflas Kanunu'nun 331. maddesinde düzenlenen alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek suçu gibi icra-iflas suçlarında borçlunun cezalandırılabilmesi için icra emrinin borçlunun vekiline değil, kendisine tebliğ edilmiş olması gerekir (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı, cilt 2, sh: 1280). Cezaların şahsiliği kuralı gereğince, borçlu asilin cezai yönden sorumlu tutulabilmesi için icra emrinin borçlu asile tebliği zorunludur. TCK’nın 20. maddesi uyarınca cezaların şahsiliği prensibinin bir gereği olarak, şikayet olunan asıl borçluya da tebligat yapılması zorunlu olup, somut olayda borçlu asile icra emri tebliğ olunmadan şikayetçi olunması nedeniyle, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine yönelik hüküm tesisi isabetsiz olup, Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 04/12/2019 tarihli, 2019/1862 Esas, 2019/3814 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2 ve 28.02.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Yasa ile değişik CMK'nın 304. maddeleri gereğince tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmesine, 13/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/1821, K. 2025/3867, T. 13.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-1821-e-2025-3867-k-c13f9878d54c