Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/1667 E. 2024/6913 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1667
- Karar No
- 2024/6913
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : İlamsız takipte borçlu icra mahkemesine başvurusunda; ödeme emri tebliğinin Tebligat Kanunu 21/2'ye aykırı olduğunu, usulsüz tebliğden 14.12.2022 tarihinde haberdar olduğunu, tebliğ memurunun görevini ihmal ederek sadece ödeme emrini muhtara tebliğ ettiğini, alan kişinin adresini binanın kapısına yapıştırmadığı için tebligattan haberi olmadığını tebliğ tarihi olarak 14.12.2022 olarak düzeltilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "... Şikayetin kabulüne, Şanlıurfa 1. İcra Müdürlüğünün 2022/23635 esas sayılı dosyasında ödeme emri tebliğ işleminin iptaline, ödeme emrinin şikayetçi ...'a tebliğ tarihinin 14/11/2022 tarihi olarak düzeltilmesine..." karar verildiği bunun üzerine alacaklı kurum vekilince istinaf başvurusunda bulunularak özetle ; “... Şanlıurfa 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/801 E, 2022/1377 K. sayılı ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu, muhatabın tevziat saatlerinden sonra adrese gelip gelmeyeceğinin tevsik edilmediği gerekçesiyle tebliğ işleminin iptaline ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, şikayetçinin tebligatın yapıldığı gün adresine gelmediğine ilişkin bir iddiası olmamasına rağmen Mahkemece bu yönde re'sen inceleme yapılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, şikayetçinin tevziat sonrasına ilişkin iddiası olmadığından, tebliğ mazbatasında muhatabın bulunmama sebebi belirtilmiş olup, muhatabın tebliğ anında bulunmama sebebi tevziat saatleri sonrası adrese döneceği karinesini taşıdığından ayrıca dönüp dönmeyeceğinin de tahkik edilmesinde bir yararının bulunmadığını, zira muhatabın adreste bulunmama sebebi esasında tevziat saatlerinden sonra dönüp dönmeyeceği bilgisini de içerisinde barındırdığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstinaf mahkemesince; “...ödeme emrinin borçluya 18.08.2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ise e-devlet vatandaş portal uygulaması üzerinden 09.11.2022 tarihinde doküman okuma işlemi gerçekleştirdiği, borçlu her ne kadar 14.11.2022 tarihinde tebligattan haberdar olduğunu belirtmiş ise de; TK'nun 32. maddesi gereğince UYAP işletim kütüğünden dosyanın görülme tarihi olan 09.11.2022 tarihinde evrakın okunduğu, bu haliyle tebliğden ve konu işlemden muttali olduğu görülmekle tebliğ tarihinin 09.11.2022 olarak düzeltilmesi gerekirken 14.11.2022 olarak düzeltilmesine yönelik ilk derece mahkemesinin kararı yerinde görülmemiştir…”denilerek tebliğ tarihi 09.11.2022 olarak belirlenmiş olup iş bu karar alacaklı vekilince temyiz konusu yapıldığı görülmektedir. Şikayete konu örnek 7 ödeme emri tebligatının Tebligat Kanunu 21/1 fıkrasına göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin 1.fıkrası; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenlerin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmünü içermektedir. Söz konusu hüküm, bu şekliyle iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “ adreste bulunmama”, diğeri ise “ tebellüğden imtina”dır. Tebligat görevlisi tarafından belirtilen adrese gidildiğinde adresin doğru olduğu ancak muhatap ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmadığının tespit edilmesi halinde tebliğ imkansızlığı, adreste bulunan kimseler tarafından tebliğ evrakının kabulden kaçınılması halinde ise tebellüğden imtina söz konusu olur. Mernis adresi şerhi verilerek yapılan tebliğler (TK. m. 21/2) hariç, muhatap ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmaması veya tebellüğden kaçınılması halinde tebliğ işlemleri Tebligat Kanunu’nun 21/2 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1 ve 35/f maddelerinde öngörüldüğü şekilde yapılmalıdır. Aksi halde tebligat usulsüz olur. (Muşul, Tebligat Hukuku, Ankara 2018, s.347-348). Muhatabın ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasında Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin 1. fıkrası; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu'nun "Tebligat mazbatası" başlıklı 23. maddesinde, tebliğin mazbata ile tevsik edileceği belirtildikten sonra bu mazbatanın ihtiva etmesi lazım olan hususlar düzenlenerek, 7. bendinde; "21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara muttali muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi"nin tebligat mazbatasına yazılması zorunlu kılınmış, benzer şekilde Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi" başlıklı 35/1-f maddesinde "30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi hâlinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığını, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebi" nin tebligat mazbatasına yazılacağı hüküm altına alınmıştır. Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Burada tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7 ve Yönetmeliğin 35/1-f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Muhatap veya yerine tebligat yapılacak kimseyi bulamayan tebligat memuru, önce o kimsenin sürekli mi geçici mi o adreste bulunmadığını ve bulunmama sebebini doğru şekilde araştırmakla yükümlüdür. Bu araştırma, özellikle muhatabın geçici belirli bir süre mi, yoksa tamamen mi adresten ayrılmış olup olmadığını tespit bakımından önemlidir. Böyle bir araştırma yapmadan ve bunu tutanağa geçirmeden, bir tebligat yöntemi belirlemek mümkün ve doğru değildir. Zira, muhatabın adreste geçici olarak bulunmaması ile tamamen ayrılmış olması hâlinde izlenecek tebligat usulü birbirinden farklıdır (Hanağası, E./Özekes, M.: Yargı Örgütü ve Tebligat Hukuku, Eskişehir 2017, 3. B., s. 120). Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi hâlinde ancak; maddede sayılan kişilerden birisine, imza karşılığı tebliğ edilip 2 numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün tespiti hâlinde ise Yönetmeliğin 30. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Tebliğ tutanağında; beyanına başvurulmuş olup da isim ve imzadan imtina etmiş komşunun ad ve soyadının belirtilmemesi, haber bırakılan komşunun isminin, kim olduğunun, imzadan imtina edip etmediğinin tebliğ memuru tarafından tutanağa yazılıp imzalanmaması hâlinde tebliğ işlemi, Tebligat Kanunu’nun 21/1 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Kanunu Yönetmeliğinin 30/1. maddesine hükümlerine göre usulsüz olur (Muşul, s. 359). Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre, yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, 2 numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır. Hemen belirtilmelidir ki, tebligat ile ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Somut olayda şikayete konu ödeme emri tebliğ işlemi, tebligat parçasında "muhatabın tebliğ adresine gidildiği adreste tebliğe caiz kimse olmadığından komşusu ... tarafından muhatabın muvakkaten şehir dışına gittiğinin beyan edilmesi üzerine tebliğ evrakı ilgili mahalle muhtarına teslim edilerek tebliğ adresine 2 nolu haber kağıdı yapıştırılıp komşusu ...'a haber verilmiştir. Komşusu imzadan imtina etmiştir." şerhi ile yapılmıştır. Tebliğ şerhini içeren tebligat parçasından tebligatın "TK 21/1. maddesine uygun olarak yapıldığı muhatabın adreste bulunmama nedeninin komşu ...'ın beyanına dayalı olarak “muvakkaten şehir dışına gittiği” ibaresi ile tespit ve tevsik edildiği muhatabın tebliğ adresinden geçici olarak ayrıldığı anlaşılmaktadır. Tebligat parçasında muhatabın tevziat senetlerinden sonra tebliğ evrakında yazılı adrese dönmeyeceği adresten sürekli olarak ayrıldığına ilişkin bir beyan ve tespit bulunmamaktadır. Günümüzde gelişen ulaşım araçları kişilerin ilçe dışında bulunan işyerlerine gidip aynı gün akşamı evine dönmesine imkan vermektedir. Borçlu şikayet dilekçesinde tebliğ işleminin TK 21/2.maddesi hükümlerine göre usulsüz yapıldığını belirttikten sonra, bu usulsüzlüğü haber bırakılan komşu adresini yazmamak şeklinde olduğu yönünde açıklamamıştır. Dolayısıyla şikayetçinin usulsüzlük iddiasının dayanağı haber bırakılan komşu adresinin yazılmamasıdır. Haber bırakılanın komşusu olmadığı veya akşam eve dönmediği yönünde bir iddiası bulunmamaktadır. Kaldı ki şehir dışına çıkmak akşam tebliğ adresine dönmeye engel değildir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında komşunun apartman görevlisi veya yöneticisi gibi kimselerin muhatabın işe gittiği “çarşıya çıktığı” gibi beyanları muhatabın tebliğ adresinden geçici olarak ayrıldığını kabul etmek için yeterli görülmektedir. Kaldı ki tebliğin usulsüzlüğünü ileri süren muhatabın tebliğ tarihinden sonra tebliğ edilen adrese dönmediğini iddia etmediği, sadece beyanda bulanan komşusu adresinin tebligat tutanağına yazılı olmaması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürdüğü görülmektedir. Tebligatı, Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliğine uygun olarak yapılmış olup mevzuatta haber verilen komşunun adresinin yazılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığından usulsüz tebliğ şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 27.11.2023 tarih ve 2023/692 E.-2023/1725 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...’ın Karşı Oy Yazısı: 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Muhatabın muvakkaten başka yere gitmesi:” başlıklı 20. maddesi “13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır.(Değişik son cümle: 19/3/2003-4829/4 md.) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren on beş gün sonra yapılmış sayılır.” hükmünü içermektedir. Aynı Kanunun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina:” başlıklı 21. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır. Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama” diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” düzenlemesine yer verildiği, aynı Yönetmeliğin 31. maddesinde de; Tebliğ memurunun muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları halinde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim edeceğinin ve tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildireceği hususunun düzenlendiği görülmektedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ''Tebliğ Mazbatası'' başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde ''21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara müteallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının" emredildiği, "Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliğinin 35. maddesinin (f) bendinde ise ''30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının" hüküm altına alındığı görülmüştür. Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 35/f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı hâkim tarafından denetlenebilir. Somut olayda; ödeme emri tebliğ işleminin "...adreste tebliğe caiz kimse olmadığından muhatabın geçici şehir dışına gittiğinden komşusu ... tarafından beyan edilmesi üzerine tebliğ evrakı ilgili mahalle muhtarı ...teslim edilerek tebliğ adresine 2 nolu haber kağıdı yapıştırılıp, komşusu ...’a haber verilmiştir. Komşusu imzadan imtina etmiştir. " şerhi ile yapıldığı görülmüştür. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan tebliğ işlemi incelendiğinde; tebliğ işleminin Tebligat Kanununun 21. maddesine göre yapıldığı; komşunun beyanı ile muhatabın şehir dışında olduğunun bir başka ifadeyle muvakkaten muhatabın köy veya şehir veya ülke dışına çıkması yani o gün dağıtım saatinde veya dağıtım saatinden sonra tebliğ evrakında belirtilen adrese dönmeyecek olmasının tespit edildiği, hal böyle olunca Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebligat yapılamayacağı, sözü edilen tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan Tebligat Kanununun 20. maddesine göre tebliğ yapılabilmesi için de muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak birinin adreste hazır bulunması muhatabın muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi gerekmektedir. Somut olayda; ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste muhatap veya muhatap yerine tebliğ alacak kimsenin bulunmadığı, komşu beyanına göre adresin kapalı olduğu ve muhatabın şehir dışında olduğu (bir başka ifadeyle muvakkaten başka yere gittiği) anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen nedenlerle AÇIKLAMALI ONAMA kararı verilmesi ile yetinilmesi gerekirken Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum. 09.09.2024