Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2023/4844 E. 2023/5151 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4844
- Karar No
- 2023/5151
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Şikayetçi borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde ödeme emrinin tebliği üzerine borca itirazda bulunduğunu, alacaklının takibin devamı için itirazın iptali istemi üzerine mahkemece, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takip konusu asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalıdan (borçludan) alınarak davacıya (alacaklıya) verilmesine karar verildiğini, alacaklının talebi üzerine 09.07.2015 tarihinde yapılan dosya hesabı ile icra müdürlüğü tarafından hesaplanan miktarın tahsili için haciz müzekkereleri gönderildiğini, ancak itirazın iptali kararında hükmedilen vekalet ücreti, yargılama gideri vesair kalemler yönünden icra emri veya muhtıra tebliğ edilmeden, bu miktarların borca dahil edilerek toplam dosya borcu üzerinden haciz işlemi yapılamasının hatalı olduğunu, yabancılık teminatı yatırma zorunluluğuna uyulmadığını ileri sürerek takibin iptali talebinde bulunduğu, mahkemece şikayetin kısmen kabulü ile borçluya takip dosyasından itirazın iptali ilamı kapsamında icra emri veya muhtıra gönderilmediği sebebiyle takibin durdurulmasına, alacaklı tarafça yapılacak talebe binaen icra müdürlüğünce itirazın iptali ilamı kapsamında borçluya gönderilecek olan icra emri veya muhtıra tebliği ile takibin kesinleşme prosedürü ikmalinden sonra takibe devam edilebileceğine, fazlaya ilişkin şikayetin reddine karar verildiği, kararın taraflarca temyizi üzerine, Dairemizin 08.06.2016 tarih, 2016/2045 E. - 2016/16190 K. sayılı ilamı ile; “alacaklının itirazın iptaline karar verilmesinden sonra anılan ilamı takip dosyasına sunarak takibin devamına karar verilen kısım yönünden takibe devam edilmesini istemesinin mümkün olduğu, bu nedenle icra müdürlüğünce tesis edilen işlemin, itirazın iptali ilamı ile takibin devamına karar verilen takip alacağını aşan miktar yönünden iptali ile haczin bu miktar yönünden kaldırılmasına karar verilmesi” gerektiğinden bahisle bozulduğu, mahkemece bozma kararına direnilerek önceki hükmün yeniden kurulduğu, direnme kararının borçlu tarafından temyiz edildiği, Direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23.11.2021 tarih, 2017/12-2254 E. 2021/1486 K. sayılı ilamı ile mahkemece Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiği belirtilerek bozulduğu, mahkemece yeniden yargılama yapılarak davanın kısmen kabulü ile borçluya takip dosyasından itirazın iptali ilamı kapsamında icra emri veya muhtıra gönderilmediğinden takibin durdurulmasına, borçluya icra emri veya muhtıra tebliği ile takibin kesinleşme prosedürünün ikmali ile takibe devam edilebileceğine, İcra Müdürlüğünce ESAS NO : 2023/4844 09.07.2015 tarihinde yapılmış olan dosya hesabının iptali ile tekraren ve güncel olarak dosya hesabı yapılması ve güncellenecek olan dosya hesabına göre haciz müzekkerelerinin de düzeltilmesi gerektiğine, fazlaya ilişkin şikayetin reddine karar verildiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği görülmektedir. Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilmektedir. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için, bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Hukuk Genel Kurulu'nun 24.05.2017 tarih ve 2017/2-1607 Esas, 2017/968 Karar sayılı kararı). Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay'ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, artık bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkemenin bozma ilamına uyulmasına karar vermesiyle, hükmü temyiz eden yönünden usuli kazanılmış hak oluşmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/7. maddesi uyarınca Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozma kararında gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bozma nedenidir. Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hâle sokulmuş demektir. Bozma kararına uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır. Daha sonra bu uyma kararından dönerek direnme kararı veremez; bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak ya da gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır (Hukuk Genel Kurulu'nun 04.10.2018 tarih ve 2017/9-2840 Esas, 2018/1422 Karar sayılı kararı). Bu durumda mahkemece, HMK’nın 373/7. maddesi uyarınca uyulması zorunlu bozma kararı gereğince icra müdürlüğünce tesis edilen 09.07.2015 tarihli işlemin, Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.2015 tarih ve 2013/437 E., 2015/213 K. sayılı itirazın iptaline ilişkin kararı ile takibin devamına karar verilen takip alacağını aşan miktar yönünden iptali ile haczin bu miktar yönünden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı kanun hükümleri, bozma ilamı ve usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 12.04.2023 tarih, 2022/149 E. 2023/270 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.