Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2022/12280 E. 2023/4024 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/12280
- Karar No
- 2023/4024
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1069 E., 2022/1721 K. HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/68 E., 2022/302 K. Taraflar arasındaki memur muamelesini şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın alacaklı ile borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı ile borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Şikayetçi borçlu vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan ilamlı takipte, dayanak ilamda müvekkilinin 1.000 TL nafaka ödemesine karar verildiğini, ilamda emekli maaşının alacaklıya ödenmesine yönelik hüküm olmadığını, bu hususta sadece borçlunun vekaletname vermesine ilişkin bir karar bulunduğunu, müvekkilinin protokolle vekaletname vermeyi kabul ettiğini ancak vermediğini, bu husustaki hükmün infaz kabiliyeti olmadığını, dosyada tahakkuk eden nafaka alacağının çok üstünde tahsilat yapıldığını belirterek, hukuka aykırı işlemin kaldırılması istemli 10.05.2019 tarihli taleplerinin reddine yönelik 05.07.2019 tarihli müdürlük kararının kaldırılmasına, emekli maaşı üzerindeki haczin aylık 1.000 TL nafaka ile sınırlı hale getirilmesine, nafakanın başladığı tarih olan 23.07.2004 ile şikayet tarihi olan 11.07.2019 arasındaki nafaka borcu hesaplanarak nafaka borcundan fazla yapılan tahsilatların müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; borçlunun Ankara 10. Aile Mahkemesinin 09.09.2004 tarihli duruşmasında SSK emekli maaşını müvekkiline vermeyi kabul ettiğini, takip dayanağı ilam ve ekindeki protokolde borçlunun SSK emekli maaşının alacaklıya verilmesinin tereddüte yer vermeyecek açıklıkta nafaka dışında hüküm altına alındığını, borçlu tarafından Aile Mahkemesinde nafakanın kaldırılması talebi ile açılan davanın derdest olduğunu, borçlunun şikayetinin derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, nafaka alacağının Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2005/5857 E. sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, borçlunun ilam gereği vekaletname verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle şikayete konu takibin başlatıldığını, Aile Mahkemesince verilen kararın İcra Mahkemesince kaldırılamayacağını belirterek şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takibe konu Ankara 10. Aile Mahkemesinin 2004/1304 Esas ve 2004/857 Karar sayılı ilamı ile tarafların boşanmalarına, müşterek çocuk için iştirak nafakasına ve davalı için yoksulluk nafakasına hükmedildiği, ayrıca "Davalının SSK Kurumundan bağlanacak emekli maaşının, davacı tarafından çekilmesi ve kullanılmasını teminen, davalının emekli maaşının bankadan çekilmesi için gerekli yetkileri içerir vekaletnameyi Noter'den düzenleyerek davacıya vermesine" hükmünün yer aldığı, taraflar arasındaki çekişmenin kararda yer alan bu hükme ilişkin olduğu, ilamların infaz edilecek kısmının hüküm bölümü olduğu, hükmün içeriğinin aynen infazı gerektiği, sınırlı yetkili icra mahkemesinin ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı, emekli maaşının davalı tarafından çekilmesi için vekaletname düzenlenmesine ilişkin hükmün incelenmesinde, açık ve net bir şekilde infaz kabiliyeti olmadığı, şikayetçinin doğrudan emekli maaşının davalıya verilmesine ilişkin bir hüküm içermediği, icra müdürlüğü tarafından doğrudan infaz edilmesinin mümkün olmadığı , müdürlükçe şikayetçinin emekli aylığının haczedilmesi işleminin hukuka aykırı olduğu, ancak taleple bağlılık ilkesinin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle şikayetin kısmen kabulü ile 05.07.2019 tarihli müdürlük kararının iptaline, şikayetçinin emekli maaşı üzerindeki 1.000,00 TL'yi aşan kısmın haczinin kaldırılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı ile borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Alacaklı vekili istinaf dilekçesinde; davanın temelinin anlaşmalı boşanma protokolüne dayandığını, icra mahkemesinin görevsiz olduğunu, şikayetin süreden reddi gerektiğini, emekli maaşı üzerindeki haczin kaldırılması için davacı yanca Aile Mahkemesinde açılan davanın reddedildiğini, istirdat konusunda icra mahkemesinin görevli olmadığını, emekli maaşının... tarafından çekilmesi ve kullanılmasının ise nafaka hükmünün dışında ayrı bir hüküm maddesi ile karara bağlandığını, ilamda emekli maaşının müvekkiline ödenmesine dair ayrı bir hüküm olduğunu, icra mahkemesinin aile mahkemesi hükmünü ortadan kaldırma yetkisi olmadığını, dayanak ilamın hüküm kısmının infaz kabiliyeti olmadığına ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu iddia etti. Borçlu vekili istinaf dilekçesinde; dayanak ilamda 1981 doğumlu müşterek çocuk için 500 TL, davalı için 500 TL nafakaya hükmedildiğini, ilamda emekli maaşının davalıya aidiyetine dair hüküm olmadığını, icra takibinde sadece eş... Ekiz’in alacaklı olduğunu, şikayete konu takibi ilkin nafaka alacağının tahsili olarak düşündüklerini, dava sırasında davalının nafaka alacağı için Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2005/5857 E. sayılı dosyasında ayrı bir takip başlattığını öğrendiklerini, dava dilekçesinde eş ve çocuk için toplam 1.000 TL nafaka hükmedildiğine vurgu yaptıklarını, 1.000 TL diye bir kabul olmadığını, davalıya ödenmesine hükmedilen nafakanın aylık 500TL olduğunu, mahkeme kararında haczin çocuğa ödenecek nafakayı da katacak şekilde 1.000 TL ile sınırlı tutmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu , sosyal güvenlik hakkının devredilemeyeceğini, bu haktan vazgeçilemeyeceğini iddia ederek kararın kaldırılmasına, müvekkilinin emekli maaşı üzerindeki tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini, aksi kanaat halinde ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacaklı tarafından borçlu aleyhine boşanma kararına dayalı ilamlı takip başlatıldığı, şikayete konu takibin konusunun nafaka alacağı olmadığı, boşanma ilamında nafakaya hükmedildikten sonra "c" bendi ile "davalının SSK kurumundan bağlanacak emekli maaşının davacı tarafından çekilmesi ve kullanılmasını teminen davalının emekli maaşının bankadan çekilmesi için gerekli yetkileri içerir vekaletnameyi noterden düzenleyerek davacıya verilmesine" ilişkin kısmın infazı için şikayete konu takibin başlatıldığı, hükmün bu kısmının doğrudan ödemeye ilişkin bir karar olmadığından ilamlı takip yoluyla doğrudan infaz kabiliyetinin olmadığı, ancak borçlu şikayet dilekçesinde talep kısmında emekli maaşı üzerindeki haczin mahkeme ilamına uygun şekilde cari aylık 1.000 TL nafaka ile sınırlı hale getirilmesini talep etmiş olmakla, taleple bağlılık ilkesi gereğince en fazla talep gibi karar verilebileceği, dosya kapsamı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu, alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Alacaklı vekili temyiz dilekçesinde; davanın temelinin anlaşmalı boşanma protokolüne dayandığını, icra mahkemesinin görevsiz olduğunu, şikayetin süreden reddi gerektiğini, emekli maaşı üzerindeki haczin kaldırılması için davacı yanca Aile Mahkemesinde açılan davanın reddedildiğini, istirdat konusunda icra mahkemesinin görevli olmadığını, emekli maaşının... tarafından çekilmesi ve kullanılmasının ise nafaka hükmünün dışında ayrı bir hüküm maddesi ile karara bağlandığını, ilamda emekli maaşının müvekkiline ödenmesine dair ayrı bir hüküm olduğunu, boşanma davasında gerçekleşen beyanların mahkeme içi ikrar ve kesin delil olduğunu, dayanak ilamın hüküm kısmının infaz kabiliyeti olmadığına ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu iddia etti. Borçlu vekili temyiz dilekçesinde; dayanak ilamda 1981 doğumlu müşterek çocuk için 500 TL, davalı için 500TL nafakaya hükmedildiğini, ilamda emekli maaşının davalıya aidiyetine dair hüküm olmadığını, icra takibinde sadece eş... Ekiz’in alacaklı olduğunu, şikayete konu takibi ilkin nafaka alacağının tahsili olarak düşündüklerini, dava sırasında davalının nafaka alacağı için Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2005/5857 E. sayılı dosyasında ayrı bir takip başlattığını öğrendiklerini, dava dilekçesinde eş ve çocuk için toplam 1000TL nafaka hükmedildiğine vurgu yaptıklarını, 1.000 TL diye bir kabul olmadığını, davalıya ödenmesine hükmedilen nafakanın aylık 500TL olduğunu, mahkeme kararında haczin çocuğa ödenecek nafakayı da katacak şekilde 1.000 TL ile sınırlı tutmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sosyal güvenlik hakkının devredilemeyeceğini, bu haktan vazgeçilemeyeceğini iddia ederek kararın bozulmasını talep etti. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, memur muamelesini şikayete ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İİK'nın 16. maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraflarca temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90'ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.